Ah bu özel günler…

0

anneler

 

Günler var; anneler günü, babalar günü gibi. Ben bu tür özel günleri sevmem. Bu tür özel günlerde, bir şekilde ayrık otu gibi duranlardan olduğum için sevmem özel günleri. Anneler günü geçti, artık içimdekileri dökebilirim.

Arıza olduğum için değil de (belki de arıza olduğum için), hep diğer tarafta durana da bakarım. Anneler gününde anne olmayanlara, babalar gününde baba olamayanlara baktığım gibi… Kızımı kan kanserinden kaybetmeden önce de farklı duygular içinde değildim ama keskinleşmemiştim. Zeynep’i kan kanserinden (ALL) kaybettikten sonraki ilk anneler günümü, dilerim ki hiçbir anne yaşamasın.

 

Bir arkadaşımla birlikteyiz. Neden onunla birlikteyiz? O da doğum yapıyor ve hiç göremeden, sadece bir gün yaşayabilen Bahar bebeği kaybediyor.Tüm arkadaşlarımız bizi gazete, çiçek, radyo ve TV den uzaklaştırmak için planlar yapmışlar. O zaman İstanbul bu kadar kalabalık değil. Her ağacın altında tilki gibi bir piknikçi oturmuyor. Sabahın köründe arabalara biniyoruz ve gidiyoruz. Kuş seslerinden başka hiçbir sesin olmadığı yeşile gidiyoruz. Oturuyoruz. Gülüşmeye çalışıyoruz ama hep içimizde o sızı var. Bazen sarılıyoruz birbirimize. Bazen arkadaşlarımız sarılıyor bize. Sarılmak,dokunmak acıyı yaygınlaştırıyor, geçirmiyor. Sonuç: yeşilin ortasında kalakalacak hal yok, eve dönülüyor. Olmayan çocuklarımız için, anne olmadığımız için kendimizi kapıp koyveriyoruz ve uluya uluya ağlıyoruz. Ağlamıyoruz, feryat ediyoruz. Lanet ediyoruz anneler gününe. Çocuğu olmayan, olamayan binlerce anneyi düşünen yok. Lanet ediyoruz tüketim ekonomisine.

Babalar günü farklı mı? Babası olmayan çocuklar babalar gününde ne yapacaklar? Babası yaşayan ama yaşamamış gibi, sanki hiç olmamış gibi duran çocuklar ne yapsınlar? Gene bir arkadaşım vardı. Bir bebeği oluyor ve kaybediyorlar. Hemen ertesinde de testis kanseri oluyor. Bir daha bebek yok, bebek olma ihtimali hiç yok. Babalar gününde gömsemiydik onu? Alın size bir babalar günü…

Peki…   Yani bu özel günlere olan karşı tavır, sonradan mı gelişti? Yoooo, anlatayım: Annem-babam ayrılmış. Kimin nerede olduğu belli ama beni ilgilendirmiyor. Onlar benim yanımda olmadıktan sonra nerede oldukları çok da önemli değil. Anneler günü kutlanıyor. O zaman daha babaları keşfetmemişlerdi. Sadece anneler vardı. Beni bu günlerden kurtaran en iyi olay okulumdu. Okulda devamlı yatılı olduğum için, ne aylardan ne de günlerden haberimiz olurdu. Gazete ve radyonun olmadığı yerde insan sakin kalabiliyor. Bilmediğiniz şeye katlanmanız kolay. Ama lise bitince ortalık bulandı. Günler çıktı karşıma. Suratımda iğreti bir gülüşle karşıladım bu günleri. Üvey annemin anneler gününü kutladığımı ise hiç hatırlamıyorum. Ciddiye almamaya çalıştım anneler–babalar günlerini sağlığım bozulmasın diye.

Anneler ve babalar günü kutlamalarında, benim de doğum günüm olduğunu hatırlardım hep nedense. Özel günse, hatırlanması gerekiyorsa, özel insanlar tarafından, benim de hatırlanmayan bir doğum günüm vardı. Çok mu acımasızca? Annesi, babası tarafından bıçaklanarak öldürülmüş olan genç kızın hangi gününü kutlamak isterdiniz? Anneler gününü mü, babalar gününü mü?

Bu yıl gazetelerde, oğlunu anneler gününden bir gün önce toprağa vermiş olan bir şehit annesinin feryadı vardı: “Ankara’ya yürüyeceğim bu günlerin kalkması için. Ben kimin annesiyim şimdi?” diye soruyordu. Yakında beni Ankara yollarında yalın ayak, başı kabak yürürken görürseniz, bilin ki anneler gününde çocuklarını kaybetmiş olan anneler için vurdum kendimi yollara.

İyi bir anıyla noktalayayım…
Şimdi bir oğlum var. O da, benim beklentim olduğunu düşünerek, anneler gününde bir şeyler yapmak istiyor. Daha doğrusu, eskiden daha çok istiyordu. Gaza geliyordu. Sonra sanırım benim düşüncelerim ve bu güne verdiğim “önem” onu da etkiledi. Özel günleri abartmadan geçirebiliyoruz. Bu yıl, anneler gününden bir gece önce, bir arkadaşında kaldı. Bana ertesi gün ne yapacağımı sorduğu zaman, sabah saat 09.00’da, sakin bir parkta kahvaltıda olacağımı söyledim. Anneler günü sabahı, sabah 09.00’da, kahvaltı için parka girdiğim zaman, oğlum elinde bir demet çiçekle beni bekliyordu. Ne mi yaptım? Bütün kadınların yaptığını. Ağladım tabii.
Bütün günler sizin olsun.

Share.

About Author

Leave A Reply