Ah o merak yok mu?

0

merak

 

İşten yorgun argın eve geldiniz. Daha üstünüzü çıkarmadan, eşiniz üzerinize atlıyor ve heyecanla soruyor: “Nasıl geçti bakalım? Neler yaptın bugün iş yerinde? Kimlerle çalıştın? Ne yedin öğlen?” Kendinizi nasıl hissedersiniz? İçinizden geçen, herhalde hoşgörüden çok öfkedir. Daha evin eşiğinden içeri girmemişken nedir bu merak? Ayrıca değişik bir durum da yoktur her günkünden. Ama ayrıca bir de bunun, her akşam sürekli olarak tekrarlandığını düşünürsek, ne dehşet değil mi? İnsan o eve gelmek istemez. Dışarlarda biraz dolaşmak, iki arkadaşla sohbet etmek ve ondan sonra da evde karşılaşılacak olan hücuma hazır hissetmek ister kendisini.

Çocuklar ne yapsın? Yuvadan çıkınca arkadaşları ile bir yerlere gidip, eve sonra mı gelsin? Zira çocuklar okuldan veya yuvadan eve gelince, daha kapıdan içeri gövdelerinin yarısı bile giremeden, anneler sorarlar da sorarlar. Önce ne yediklerini sorarlar Sonra da neyle ve kiminle oynadıklarını. Bu sırada öfkelenen çocuk yanıtlamaz. 6 yaş veya daha küçükse unuttuğunu söyler. Hatırlamadığını söyler. Sanki hafızasını kaybetmiştir. Eğer ilkokul çağındaysa surat asar. Hemen odasına gider ve susar.

Çocuklarımız birer bireydir. Kendi başlarına kişidirler. Onların özel hayatları olamaz mı? Siz bir şeyi nasıl anlatmak istediğiniz zaman anlatıyorsanız, onlar da canları istedikleri zaman kendi hayatlarından söz edeceklerdir. Ayrıca dese ki, “Bugün Emel ile kavga ettim. Bana bebeği vermediği için ona kızdım”, ne diyeceksiniz? Akıl vereceksiniz değil mi? “Yapma çocuğum. Kavga etmek iyi değildir.” Olur. Çocuk da zaten bu sözleri duymak istediği için hemen sakinleşir ve bir daha da kavga etmez. Eve geldiği zaman akıl veya nasihat isteyen kimseye ben daha rastlamadım. Anlattığım her olay için ukalalık eden ve akıl veren, nasihat eden bir arkadaşım olsaydı, ben ona hiçbir şeyimi anlatmazdım. Siz anlatır mıydınız?

İnsan eve gelince, sevdiği ve bildiği ve de sığındığı bir yere gelmiş olur. Buzdolabını karıştırır, ağzına bi şeyler atar. Üstünü başını değiştirir, odasında biraz sakin kalmak ve günü değerlendirmek ister. Siz kendinizin bile böyle bir lüksünüzün olmadığını düşünüyorsanız, bu sizin bileceğiniz iş. Bence deneyin. Özellikle çalışan anneler, işten eve gelince hemen mutfağa koşmayın. Size kimsenin soru sormasına izin vermeden, biraz sakince oturun ve müzik dinleyin. Hoşlanacağınız işleri yapın. 2 sene önce, annelere kendilerine de zaman ayırmalarını önerdiğimiz bir toplantıdan bir süre sonra, annelerimizden biri, bunu hayatına nasıl uyguladığını şöyle anlatmıştı: “Eve gelince herkese merhaba diyorum. Çocukların üstüme atlamalarına engel oluyorum ve kocamın da ne yemek var sorusunu duymuyorum. Hemen odama gidiyorum. Giderken de ben şimdi delirdim ve bana dokunmayın; tam bir saat sonra görüşürüz diyorum. Odamın kapısını kilitleyerek, bir saat yatağıma uzanıp, başımı dinliyorum. İlk günler şaşırdılar. Şimdi işler yolunda. Daha ben kapıdan içeri girer girmez, çocuklar annem şimdi delirecek ama sonra bizi sevecek diyorlar. Kocam da sofrayı kurmaya bile başladı.”

Çocuklarımızın hayatını neden bu kadar çok merak ettiğimizi çok merak ediyorum. Bu meraktan onlar daha küçükken kurtulmalıyız ki, sonra arkadaşlıklarını, sonra eşlerini, sonra hayatlarını didiklemeyelim.
Çocuklarımızın hoşlanmadıkları soruları nasıl da buluruz, akıl almaz. “Dersler nasıl?” en illet sorulardan biridir. “Bugün çok ödevin var mı?” ikinci en kötü soru. Yuvadaki çocukları deli eden soru da “bugün ne yaptın?” İkincisi “öğlende ne yedin?” Üçüncüsü “kiminle oynadın?” Bir değişiklik yapın isterseniz. Okuldan eve gelen çocuklarınıza bir hafta süre ile kendinizi tutarak hiç ama hiç soru sormayın. “Hoşgeldin” dedikten sonra, doğru işinizin başına dönün. Daha sonra küçük işler için ondan yardım isteyin. Sofranın kurulmasına yardım etmek gibi. İsterseniz siz gün içinde ne yaptığınızı anlatın. Ama soru sormayın emi. Unutmayın sormayacaksınız. Tutun kendinizi. Biliyorum, meraktan çatlayacaksınız ama ne olur tutun kendinizi. Bir süre sonra onlar kendiliklerinden anlatmaya başlayacaklar. Herkes anlatır. Herkes paylaşmak ister ama sorguya çekilmek istemez. Bu deneyinizin sonucunu o kadar çok merak ediyorum ki, anlatamam.

Share.

About Author

Leave A Reply