Anneanneler, babaanneler, büyükler…

0

Screen Shot 2016-02-24 at 11.37.53 AM


Torun anneannesini sever. Anneanne sabırlı olur. Torun nasıl olsa onun değildir. Şımartabilir. Kendi çocuğuna uyguladığı yasaklamaları ve sertlikleri kızının çocuğuna uygulamaz. Hatta kızı çocuğunu terbiye etmeye kalktığı zaman küser, alınır. Onlar yaşlanmış ve tecrübe edinmişlerdir. Bu nedenle de bilirler. Bilince de kızarlar.

Benim oğlum anneannesini çok severdi. Annem onu alır, otobüse bindirir ve Eminönü’ne götürürdü. Sahil yolundan denize baka baka yapılan bu yolculuğu oğulcuğum çok severdi. Anneanne ile birlikte hayvanları dolaşırlar, çiçekleri tanırlar, Kapalıçarşı’nın tılsımlı havasını koklarlar ve parkta oturarak tost yer, ayran içerlerdi. Sonra yine otobüse binerek, akşam alacasında eve ulaşırlardı. Elele tutuşarak ve sohbet edilerek geçen bu yolculukta oğulcuğum hiçbir ikazla karşılaşmazdı. Ne macera… Anneanne tabii ki sevilir.

Kızım 2,5 yaşındayken ben bir ameliyat geçirmiştim. Hastahanede iki-üç gün kaldıktan sonra eve geldim. Evde tabii ki annem vardı bana göz kulak olmak üzere. Kızım ortalıkta oynuyordu ki, ben birden fenalaştım. Gözlerimi açtığım zaman annem benimle ilgileniyordu ama kızcağızım ortada yoktu. İlk işim anneme çocuğumun nerede olduğunu sormak oldu. Aldığım yanıt hoştu; ”onu hemen odasına yolladım ve oradan çıkmaması gerektiğini söyledim. Benim kızım giderken onun ayak altında işi yoktu.” İşte bu kadar basit. Kızım benim için, ben de annem için kıymetliydim. Oysa bazı anneanneler veya babaanneler, ”torun, çocuktan daha çok seviliyor. Onun sevgisi bambaşka” derler. Bu cümlede doğru olan sevginin farklı olduğudur ama torun sevgisinin daha çok olduğu değildir. İnsanlar emek verdikleri şeyleri severler. Çocuklarına anneleri emek verirler, onun için de çocuklarını çok severler. Annelerin kendi anneleri ile olan yakınlıkları farklıdır, kayınvalide ile olan yakınlıkları(!) farklıdır. Çocuklarda bu nedenle, anneanne ile farklı, babaanne ile daha farklı bir ilişki kurarlar. Bunda doğaya aykırı veya kınanacak bir durum yok. Zira ana-kız ilişkisi pek doğaldır ki, gelin-kaynana ilişkisinden farklıdır.

Benim oğlumun babannesi de vardı.Sıcak davranmaya çalışan ama soğuk (yoksa ölçülü mü demeliyim?), ilgili olmaya çalışan ama ilgisiz, oğlunun çocuğu olmasından başka değer taşımayan bir toruna olan muhabbetti işte. Aynı babaannenin nasıl bir anneanne olduğunu da gözleyebildiğim için aradaki farkı net olarak görmüştüm.

Eskiden çalışan anneler büyüklere daha çok ihtiyaç duyarlardı. Yuvalar daha azdı. Oysa şimdi yuvalar var ve en doğrusu çocuklarımızı hiç sorunsuz bir şekilde yuvalara göndermek. Pek çok kez anlatmaya çalıştığım gibi çocuklar disiplini severler. Disiplin çocuklara güven duygusu verir. Kendilerini frenlemelerine, kendilerini tanımalarına, öfkelerini kontrol etmelerine yardımcı olur. Oysa aile büyükleri ile büyüyen çocuklarda bu disiplin hiç çalışamadığı için olan çocuğa oluyor. Anne ve babanın koyduğu bir yasak, büyükler tarafından bozulabiliyor. Ve bu konuda da asla eleştiriyi kabul etmediklerini deneylerimden biliyorum. Yanıt da hazırdır: ”Bak seni de ben büyüttüm ve aslan gibi oldun işte.” Doğrudur doğru olmasına ama artık aslan olmanın da raconu değişti. Evin büyüklerinin çocuk konusunda tek marifetleri sonsuz sabırlarının olmasıdır ki, bu da her zaman hayırlı sonuçlar doğurmaz. Örneğin 1 yaşında ve saç çekmeye veya ısırmaya başlayan çocuklara karşı tavrımız kesin ve net olmalıdır. Bu davranışın altında yatan nedenleri aramalıyız. Oysa büyükler “Aman boş ver, sen de yapmıştın; geçer, geçer…” derler ve bunu da çocuğun önünde, onun anlamadığını düşünerek söylerler. İşte o zaman sizin yerinizde olmak istemem.

Anne veya baba çocuğuna herhangi bir konuda sert bir uyarıda bulunduğu zaman yine karışılır ve “benim yanımda yapmayın!” önermesi gelir. Çocuk bunu çok iyi anlamıştır. Evde büyüklerden biri olduğu zaman canı ne isterse yapacak demektir bu. Zira anne ve baba ses çıkaramayacaktır. Anne, sağlığı açısından çocuğa şeker verilmesini istemez. Ama evdeki büyüklerden biri, bu kararı saçma bulur ve torununa şeker vererek anneye söylememesini de tembihler. Sırları olmuştur ama torun da anneden gizli yapılan işlerin söylenmemesini öğrenmiştir.

Çocukevine kayıt yaparken eğer bize gelmeden önce anneanne veya babaanne çocuğa bakıyorsa, ön koşulum kim bakıyorsa onunla görüşmek oluyor. Çocukevinin kurallarını ve nelerin gerçekleşeceğini, değişeceğini büyüklere anlatıyorum. Zira onlar çocuk yuvaya geleceği için inciniyorlar. “Sanki ben bakamadım da evden uzaklaştırdılar” diye düşünüyorlar. Kendilerinden başka kimsenin torunlarına bakamayacağını düşünüyorlar, hatta anneleri bile onlardan iyi bakamaz. Çocuğun yuvaya gelmesi ile sık sık hasta olacağını düşünür evdeki büyükler ve zaten kat kat giydirdikleri torunlarına 3-5 kat daha fazla giydirirler. Anneanne veya babaanne çocukla birlikte ise “çocuk yuvaya gelmeye hazırdır ama anneanne hazır mı?” diye soruyorum. Zira çocuk bir hafta içinde alışıyor ama evde kalan büyük sürekli sorun çıkarıyor ve vızıldıyor; tıpkı elinden oyuncağı alınmış çocuk gibi. Benzetme pek de yanlış değil. Anneanne veya babaannelerin başka işleri yoksa torun hayata tutunmalarının nedeni, tek amaçları ve oyuncakları.

Kız veya erkek çocuklar evden ayrılarak evleniyorlar ve çocukları oluyor, yeni bir aile kuruluyor. Anneanne ve babaanneler düşünmeliler ki, torunlarına müdaheleleri, bir başka ailenin çocuğuna müdahaleleridir. Herkes kendi çocuğunu bildiği gibi yetiştirmek ister. Bu çorba pişirmekten farklı bir durumdur.

Çocuklar kalabalık ailelerde büyüyünce mutlu olmazlar mı? Olurlar, hem de çok mutlu olurlar. Ama en çok haftada bir kere ve kurallara uyularak birlikte olmalarında sayısız yararlar vardır. Amcalar, halalar, teyzeler, enişteler, dedeler inanılmaz zenginliğidir hayatın. Anne ve babanın çocuk üzerindeki haklarını bilerek yeni haklar tesis edilmeye kalkılmazsa, geniş ailenin erdemlerinden yararlanılır. Aile içinde büyüklerin kendilerine ait uğraşları varsa, torun da rahat nefes alır, torunun ailesi de.

Anneanneler, babaanneler,sizler ihtiyar değilsiniz orta yaşlı sayılıyorsunuz. Bırakın torunlarınıza anaları baksın. Siz hayata çıkın. Yapılacak daha çok iş var, dünya sizi bekliyor.

Share.

About Author

Leave A Reply