Annelerden sorular ve cevapları 8

0

diş

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Çocuğum 3 yaşında. Suciçeği ve dışarıdan yapılan sarılık aşısını ne zaman yaptırmalıyım?

Suçiceği aşısı bir yaşından itibaren, sarılık diye tabir ettiğiniz ve sağlık ocaklarında vurulmayan Hepatit A aşısı ise ikinci yaştan itibaren uygulanabilir. Ama sizin çocuğunuz üç yaşında olduğu için bu aşılar açısından geç kaldığınızı düşünmeyin. Mümkün olan en erken zamanda vurulan aşıların çocuğunuzu daha erken yaşlarda korumaya başlaması nedeniyle, aşılar en erken uygulanma sürelerinde vurulmalıdırlar. Yoksa ilerleyen yaşlarda bu iki aşıyı yaptırmanızda hiçbir sakınca yok.

Suçiceği aşısı, bu aşıyı yaptırmasında sakıncası olmayan on iki aylıktan büyük çocuklarda ve erişkinlerde önerilmektedir. Suçiceği aşısının on üç yaşından önce bir doz ile on üç yaşından sonra bir ay arayla toplam iki doz yapılması yeterli korumayı sağlar. Yani çocuğunuza tek doz suçiceği aşısı uygulanması yeterli olacaktır. Hepatit A aşısı, Hepatit B gibi doğum sonrası uygulanması kesin gerekli aşılardan biri olmamakla birlikte özellikle çocuk yuvaları, kreşler ve okullar gibi Hepatit A’nın bulaşma ihtimalinin yüksek olduğu yerlerde bulunan çocuklara yapılması önerilmektedir ve gereklidir. Son yıllarda yapılan çalışmalarda aşının 0, 6 ya da 0, 12 ay gibi iki kez uygulanmasının yeterli bağışıklığı oluşturduğu bildirilmiştir. Hepatit A aşısı genellikle iki yaşından sonra önerilen bir aşı olup, çocuğunuza bu aşının altı ay arayla iki doz vurulmasıyla hastalığa karşı bağışıklanacaktır.

Bebeğim 1 yaşında. Hala düzgün yürüyemiyor. Bunun nedeni doğru düzgün bir şey yememesi olabilir mi?

Bebeğinizin hala düzgün yürüyememe durumunun ne olduğunu ve yürüme kusuru olup olmadığını öğrenebilmek için onu mutlaka muayene etmek gerekli. 12-18 ay arasındaki çocuklar yürüme, elinden tutulduğunda merdivenden inme, ayakta iken çömelme, yere doğru eğilme gibi fizik becerileri gerçekleştirdiklerinde normal kabul edilirler. 18 aylıktan sonra kendi başlarına merdivenden inmeye başlarlar. Anladığım kadarıyla bebeğiniz de yürüyor. Ama sağlıklı bir yürüme becerisine henüz sahip değil. Bu durumu da başvurduğunuz doktor arkadaşlarımıza sormalısınız. Bazı çocuklarda yürüme becerisi bir parça gecikebiliyor. Elbette normal sınırların dışındaki yürüme kusurlarının mutlaka sebebini araştırmak gerekli. Doktor arkadaşlarımızın muayeneleri sonucunda sizi bu konuda da aydınlatacaklarını, kafanızdaki tüm soru işaretlerini gidereceklerini düşünüyorum.

dreamstime_m_5943411

 2 yaşındaki çocuğum yemeğe karşı çok ilgisiz. Oyunlarla yedirmeye çalışıyoruz. İleride yeme alışkanlığı kendiliğinden değişir mi?

Altı aylıktan sonra hemen hemen tüm yiyecekleri yiyebilir hale gelen çocukların, bir yaşından sonra beslenmelerine temel besinler olan süt ve süt ürünleri, unlu nişastalı besinler, et, balık, yumurta, baklagiller, sebze ve meyveler katılmalıdır. Bir yaşından itibaren çocuklar günde dört öğün beslenmeye alıştırılmalı, yemek masasında onlara da ayrı bir tabak ayrılmalı, çatal kaşık kullanma yöntemleri gösterilmeli, kendi tabağında ne kadar yemek kaldığı izlenerek yediği yemek konusunda değerlendirme yapılmalıdır. 2 yaşındaki çocuğunuzun dikkatini çekecek şekilde, yemekleri onun algılayacağı gibi methederek yemek masasına bağlamaya çalışmalısınız. Ona bir birey gibi davranmalı, ayrı tabağında yerken çoğunlukla onu serbest bırakmalısınız. Çocuğunuzu yemek masasında tedirgin edecek sert konuşmalar yapmamaya, zorla sevmediği yiyecekleri yedirmemeye dikkat etmelisiniz. Unutmayın ki, karşınızdaki algı kapıları sonuna kadar açık duran bir insan. Bu nedenle çocuğunuzun yanındayken dikkatli konuşmalı ve dikkatli hareket edilmeli. Fazla baskıcı olmadan, yemek masasında özgür bırakarak, sevdiği yiyecekleri gözeterek, bahsettiğim şekilde uygun besin maddelerini eklediğiniz bir beslenme sistemiyle, çocuğunuzun iştahının geri geleceğini, düzenli yemek yemeye başlayacağını söyleyebilirim. Aşırı iştahsızlık oluşursa bu durumu mutlaka araştırmak gerekli. İştahtan kesilen çocuklarda mevcut olabilecek herhangi bir enfeksiyon hastalığı (orta kulak iltihabı, üst solunum yolları rahatsızlıkları, idrar yolu iltihabı gibi) varsa mutlaka tedavi edilmelidir. İştahı yerindeyken birden iştahsızlaşan çocuklarda bir sebep aranması gerekli diye düşünüyorum. Eğer siz de bu konuda endişeler taşıyorsanız en kısa zamanda bir çocuk sağlığı ve hastalıkları doktoruna başvurmanız en doğrusu olacaktır.

Bebeğim 4 aylık. Kilo alımı az olduğu için doktor mama önerdi. Hazır mama yerine evde süt, un ve şekerle yapacağım mamayı verebilir miyim?

Bebeğinize neden hazır mama vermeyi istemediğinizi bilemiyorum ama henüz dördüncü ayını doldurmamış bebeğiniz için en uygun ek besin mama gibi gözüküyor. Un, biraz süt, biraz şeker ve biraz su ile evde mama hazırlamanıza gelince, bebeğinize bir yaşından önce inek sütü vermemenizi öneririm. Çünkü inek sütü ve inek sütü ile yapılan mamalar kansızlık yapabilmektedir. İnek sütü, içindeki demirin az olmasının yanı sıra bağırsakta yaratabileceği kanamalar yoluyla da gelişmekte olan bebeğinizde demir eksikliğine bağlı kansızlık oluşturabilir. Ayrıca yüksek fosfor ve tuz oranı içermesi nedeniyle de önermiyoruz inek sütünü. Sütünüz az da olsa iki yaşına kadar bebeğinize kendi sütünüzü vermeye çalışmalısınız. Doktorunuzun önerdiği mamaları öncelikle beslenmesine katmak gerekli. Bu mama verilemiyorsa yine öncelikli olarak pirinç unuyla, inek sütü ve şeker kullanmadan, su katılarak hazırlanmış mama vermelisiniz. Buğday unu gibi tahıl unları daha sonraları besinlere katılabilirse de, nişasta ve mısır unu kullanılmamalıdır.

ateş

3 yaşındaki oğlum bir kez havale geçirdi. Sık sık ateşleniyor ve ateşi 38 0C’nin üzerine çıkıyor. Yeniden havale geçirir mi?

Oğlunuzun sık sık ateşlenmesi geçirdiği viral ya da mikrobik üst solunum yolları iltihabı, orta kulak iltihabı, idrar yolları iltihabı, akciğerleri ilgilendiren bazı hastalıklar vb. nedeniyle oluşuyor olmalı. Ayrıca sıvı kaybı, ilaçlar, aşılar, norölojik bozukluklar, bazı kan hastalıkları, kanamalar, çevre ısısının çok yüksek olması vb. gibi pek çok başka sebep de ateşe neden olabilir. Ateşi oluşturabilecek olan başta enfeksiyonlar olmak üzere tüm bu sebeplerin ortadan kaldırılması ile ateşin getirebileceği komplikasyonlardan korunmak mümkün olacaktır.
Oğlunuzun ateşi çıktığında doktorunuzun önerdiği ateş düşürücüleri (örneğin parasetamol ve ibuprofen içerikli ilaçları) kullanabilirsiniz. Bu ilacın dozu doktorunuz tarafından düzenlenecektir. Çocuklarda ateş düşürücü olarak “aspirin” kullanmayınız. Çünkü özellikle bazı viral hastalıklarda aspirin kullanımı çok ciddi ve yaşamı tehdit eden komplikasyonlara neden olabiliyor.
“Oğlunuzun ateşlenmesi ile tekrar havale geçirip geçirmeyeceği” sorunuzun yanıtı tekrarlayan ateşli bu dönemlerde oğlunuzun tekrar havale geçirebileceğidir. 1-1.5 yaşında 39-40 0C ateşle havale geçiren bir çocukta, yaş büyüdükçe daha düşük ateşte bile havale geçirme riski vardır. Havale geçiren bir çocukta tekrar havale geçirme olasılığı yüzde 30 oranında saptanırken, üç sene boyunca havale geçirmeyenlerde bu oran yüzde10’lar seviyesine inmektedir. Bu açıdan çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı bir doktor arkadaşımızla sıkı iletişim içinde olmalısınız.

Çocuğum 4 yaşında. Geceleri uyurken horluyor ve ağzı kuruyor. Doktor burnunun arkasında akıntı oldugunu söyledi ve ilaç verdi. Horlama azaldı ama dudakları hala kuruyor. Burnunda eti olabilir mi?

Burun eti diye sorduğunuz şey geniz eti olmalı. Çünkü burunda et büyümesi diye nitelenen ve farklı bir rahatsızlık olan nasal polip rahatsızlığı, daha çok erişkin çağ hastalığı olup, çocuğunuzda nasal polip olma olasılığı pek yok diyebiliriz. Geniz eti büyümesi ise gerçekten de çocuğunuzdaki şikayetlerin asıl sebebi olabilir. Geniz etinin varlığında, soluk alma zorluğu, ağız açık uyuma, ağızdan soluma, genizden konuşma, horlama, hırıltılı soluma, ağız kuruluğu, burun tıkanıklığı ve akıntısı, uyku bozuklukları, uykudan sıçrayarak uyanma, sık yineleyen orta kulak iltihabı, işitme kaybı, iletişim bozuklukları, çene ve yüz kemiklerinde gelişim bozukluğu, sinüzit, baş ağrısı gibi rahatsızlıklar oluşabilmektedir.

Çocuğunuzun horlaması, geniz akıntısı, sabahları dudaklarındaki kuruluk, ondaki muhtemel bir burun alerjisine (alerjik rinit varlığına), bademciklerdeki aşırı büyümelere, reflü rahatsızlığına, şişmanlığa, yüz ve çene kemiklerinde var olan bazı ortodontik sorunlara, tiroid bezinin kana az hormon salgıladığı hipotiroidi rahatsızlığının varlığına bağlı da olabilir. Çocuğunuzdaki şikayetleri oluşturan tüm bu muhtemel sebeplerin çocuğunuzdaki varlığını incelemek gerekli. Bu gerçek nedeniyle çocuğunuzun bir kulak burun boğaz hastalıkları uzmanı doktor tarafından incelenmesi çok önemli.

Oğlum 12 yaşında ve bir trafik kazası geçirdi. Kazadan önce dersleri çok iyiydi ancak şimdi derslere karşı ilgisizlik başladı. Ne yapmalıyız?

Oğlunuzdaki trafik kazası sonrası yaşanılan derslere ilgisizlik, yaşanılan travmaya bağlı oluşabildiğini bildiğimiz “travma sonrası stres bozukluğu” adındaki rahatsızlığa bağlı olabilir. Bu rahatsızlıktan kısaca bahsedecek olursak, herkesin önemli kabul ettiği trafik kazası, savaş, yangın, sel, deprem, tecavüz, işkence görme, bir kişinin ölümüne ya da öldürülüşüne tanık olma gibi travmalar sonrasında görülen stres belirtilerinin, olay yaşandıktan bir ay sonrasında bile devam etmesi durumudur diyebilirim. Bu rahatsızlık nedeniyle kişinin olayı tekrar yaşaması, anımsaması, olayla ilgili rüyalar, halüsinasyonlar görmesi, travmaya eşlik eden ses, karanlık gibi uyaranlardan kaçınma davranışlarının oluşması, uykusuzluk, aşırı irkilme, öfke patlamaları, sinirlilik, dikkati toplama güçlüğü gibi belirtiler gözlenebilmektedir. Oğlunuzun hissettiği derslere ilgisizlik bahsettiğim travma sonrası oluşan duygu durum bozukluklarına benziyor.

Oğlunuzdaki gözlemlediğiniz bu durum ergenliğe ait bir durum da olabilir. Ergenlik belirtileri kızlarda ortalama 10 yaşlarında, erkek çocuklarında ise yaklaşık 12 yaşlarında ilk olarak belirmeye başlamaktadır. Sizin oğlunuz da ergenliğe girmiş olabilir. Ergenlik dönemine giriş ile birlikte ilgisizlik, dikkat dağınıklığı gibi davranış değişiklikleri görülebilmektedir. Bu gerçekler nedeniyle oğlunuzun ergenlik açısından değerlendirilmesi de doğru olacaktır.
Oğlunuzun ilgisizliğini oluşturabilecek tüm muhtemel sebepler açısından incelenmesi gerekli. Size önerim oğlunuzla birlikte en kısa zamanda bir çocuk psikiyatrisi uzmanına başvurmanız.

diş

Akşamları yatmadan önce oğluma dişlerini fırçalatıyorum. Dişlerinde çürük yok, ancak şu sıralar sabah uyandığında ağzında hafif bir koku var. Bu neden olabilir?

Normalde tüm insanlarda sabahları hafif bir ağız kokusu olabilir. Ağız kokusunun oluşumu uzun süre tükürük üretiminin azalması, dilin hareketsiz kalması ile birlikte uzun süre besinlerin ve sıvıların alınmamasına da bağlıdır. Ve uyku sonrası sabah hissedilen ağız kokusu bu duruma bağlı olabilir. Yani belirgin bir rahatsızlığa bağlı olmadan da ağız kokusu oluşabilir. Bu tür hafif hissedilen ağız kokusu bir süre sonra kendiliğinden ortadan kalkmaktadır. Oğlunuzdaki durum da bu olabilir. Ancak pek çok sağlık sorunu da ağız kokusuna neden olabilir. Bu nedenle oğlunuzdaki ağız kokusu devam ederse, tüm sebeplerin varlığının incelenmesi en doğrusu olur.
Her ne kadar oğlunuzun dişlerini akşamları düzenli fırçaladığını belirtseniz de, bugünlerde oğlunuzun dişlerini her öğünü kapsayacak sıklıkta fırçalamasını sağlamanız çok yararlı olacaktır. Bazen gözle görülmeyen yerlerde oluşan ve fırçanın temizleyemediği alanlardaki diş arası çürükleri, fırçalamayla geçmeyebilecek dil ve diş etlerindeki bazı diğer rahatsızlıklar da benzer şekilde ağız kokusu yaratabilmektedir. Kötü ağız kokusuna sahip hastalarda yapılan çalışmalar, sorunun çok büyük ölçüde ağız boşluğundaki sorunlardan kaynaklandığını göstermiştir. Bu nedenle ağız boşluğunda bir sorun olup olmadığının dikkatle incelenmesi önemlidir. Ağız boşluğundaki sorunların, diğer sebeplere nazaran nisbeten daha kolay tedavisi nedeniyle, ağız kokusunu etkili bir şekilde tedavi etmek mümkün olabilmektedir.

Eğer oğlunuzdaki ağız kokusu durumu devam ederse, bu durumu oluşturabilecek tüm muhtemel nedenlerin araştırılabilmesi için, size önerim bir çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanına başvurmanız. Bu doktor arkadaşımız eğer gerekli görürse sizi bir diş hekimine veya kulak burun boğaz uzmanına yönlendirecektir.

Çocuğum 27 aylık. Ön dişlerinde renk değişmesi oldu. Bunun nedeni nedir?

Genel anlamda dişlerin renklenmelerinden bahsedecek olursak diş renginin saç rengi, cilt rengi gibi kişiden kişiye değisen farklılıklar gösterebileceğini belirtmeliyim. Diş renkleri genellikle mavimsi beyaz, grimsi beyaz ve sarımsı olarak gruplandırılırlar ve süt çocuklarının dişleri genellikle mavimsi beyazdır. İnci gibi ve beyaz dişler beklerken sarımsı dişlere sahip olan çocuğunuzun bu dişlerinin sizi meraklandırması da normal. Yaş ilerledikçe hafif hafif sararan dişler pek çok faktörden etkilenir ve bu dişlerin renklerinde de değişmeler oluşur. Kalıtımsal sebepler, gelişim çağında alınan antibiyotikler, fazla florür alınması, dişe gelen darbeler (çocuğunuzun ağzına soktuğu sert maddeler gibi pek çok sebep dişlerin rengini değiştirebilmektedir.

Rahatsız olduğunuz bu durumu anlamak ve gerekliyse tedavisi için size önerim en kısa zamanda uygun gördüğünüz herhangi bir diş hekimine başvurmanızdır. Bu doktor arkadaşımız, yapacağı muayene ile çocuğunuzun ön dişlerindeki bu renk değişiminin nedenleri üzerinde en doğru bilgilendirmeyi yapacaktır. Eğer belirgin bir tedavi ihtiyacı varsa bu dişlerin tedavisi konusunda da sizi yönlendirecektir. Kalıcı dişlerinin çıkmasına kadar bu dişlere herhangi bir tedavi gerekmiyorsa bu durumu da net olarak ifade edecektir.

 

Share.

About Author

Leave A Reply