Annelerden sorular ve cevapları 4

0

banyo

 

Bebeğim 26 aylık. Daha önce suyu çok severdi ama artık banyoya sokamıyoruz. Nasıl davranmalıyız?

Banyo yapılırken onu rahatsız edecek derecede sıcak ya da soğuk su kullanılması, banyo için zorlanması, yıkanma esnasında onu korkutacak bazı durumlarla karşılaşması (aşırı gürültü, banyo için zorlanması esnasında incinmesi gibi), kullanılan şampuan ya da sabunların gözünü yakması, burnundan ya da ağzından girerek hoşnutsuzluk yaratması, banyo sonrası kurulanırken onu hoşnutsuz bırakan durumların varlığı (havlunun hoyrat kullanılması, yumuşak olmayan havluların kullanımı), ağladığı ve banyo yapmak istemediğini belli etmesine rağmen onunla şefkatli konuşulmaması, anne babaya kavuştuğu kısıtlı anları banyo yaparak geçirmek istememesi gibi pek çok muhtemel sebebin varlığında çocukların banyo yapmaya karşı olan tavrı değişebilir.
Çocuğunuzun banyo yapmak istememe durumunu kabul edip, onun yanında olduğunuzu, ona hak verdiğinizi belirten konuşmalar yapmalısınız. Onunla sevgi içeren konuşmalar yapmanız çok önemli. Keyfini kaçırmadan neden banyo yapmak istemediğini öğrenmeye çalışmalısınız. Bunun için de ona direkt sorular sormak, onu zorlamak yerine üçüncü bir kişiden bahsederek neden banyo yapmak istemediğini öğrenmeye çalışmanız akıllıca olacaktır. Örneğin çok sevdiği bir bebeğinin banyo yapması gerektiğini söyleyip, çocuğunuza bebeğin neden banyo yapmak istemediğini sorabilirsiniz. Tavırları, ağzından dökülen kelimeleri ile aslında kendinin neden banyo yapmak istemediğini bu şekilde size belirtebilecektir. Bu aşamadan sonra asıl sebebin giderilmesi yolunda çalışabilirsiniz. Öncelikle banyo yapmak istemeyen bebeği üzen durumun ortadan kaldırıldığını ifade ederek bebeğin artık korkmasına gerek olmadığını çocuğunuza aktarabilirsiniz. Sonrasında da “senin de yıkanma zamanın gelmiş, bebeğinle birlikte güzel bir banyo yapmak ister misin?” şeklinde bir soru cümlesiyle banyo yapmaya istekli bir hale getirebilirsiniz. Oyuncak bebeğin banyo yaptırılması örneği dışında çocuğunuzun banyo esnasında istediği şeyleri de göz ardı etmemelisiniz. Suyla olan teması için arada içi su dolu küçük leğenlerde oyuncaklarıyla banyo yapması da çok yararlı olacaktir.

2 yaşındaki kızım, iki günde bir litre süt içiyor. Bunun yan etkisi olabilir mi?

Bir yaşından önce yüksek fosfor ve tuz oranı nedeniyle önermediğimiz inek sütü, bir yaşından sonra, günde yarım litreyi geçmemek üzere çocuğun beslenmesine eklenmelidir. (ayrıca spot) Belirttiğiniz miktara göre, sizin kızınız da günde yarım litre kadar süt tüketiyor. Bu miktar kızınızın alması gereken en fazla miktardır.
Gelişme çağındaki çocuklara (özellikle kızlara) yaşam boyu inek sütü içme alışkanlığının kazandırılması gerekli. İnek sütü, içeriğindeki kalsiyum, protein, A, B, D, E vitaminleri ile çocukların büyüme ve gelişmesine önemli katkılar yapacaktır. Kız çocuklarının süt içme alışkanlığının oturması gelecekte oluşabilecek kemik erimeleri açısından da çok önemlidir. Çünkü kemiklerin maksimum kitlesine ulaşması 35 yaşlarına kadar sürmekte olup, bu yaştan sonra kemik erimesi yavaş yavaş başlamaktadır. Bu nedenle özellikle 35 yaşına kadar dengeli ve yeterli miktarda kalsiyum alınması, olabilecek en fazla kemik yoğunluğuna ulaşılması için gerekli. Süt, peynir, lor, yoğurt gibi tüm kalsiyum kaynaklarından yararlanmak ve günlük süt içme alışkanlığının oturması bu yüzden çok önemlidir. Sütü en geç gece yatmadan bir saat önce olmak üzere gün içine yayarak, uygun aralarla verebilirsiniz. Sütü akşamları değil, gün içinde uyanık olduğu saatlerde vermeniz, oluşabilecek reflü nedeniyle zorluklar yaşamasını engelleyecektir. 

dreamstime_s_21310138

3 yaşındaki çocuğum sık sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçiriyor ve her seferinde doktorumuz antibiyotik veriyor. Ne yapmamızı önerirsiniz?

Çocukların sık hastalanmalarının pek çok sebebi vardır. Çocuğun doğuştan bağışıklık sisteminin az çalışması, beslenme yetersizliği, kansızlığın varlığı, alerjiler, kalabalık ortamlarda bulunma zorunluluğu, tüm çocuklarda viral ve mikrobik enfeksiyonların oluşma sıklığını arttırmaktadır. Özellikle mevsim geçişlerinden en fazla çocuklar etkilenmektedir. Gündüz gece sıcaklığı arasındaki farkın fazla olduğu bu günlerde, çocukları hem evde hem ev dışında korumak güçleşmektedir. Yine de bu konuya büyük özen gösterilmelidir. Gündüz kıyafetleri ve gece kıyafetleri büyük titizlikle seçilmeli, aşırı terletmeden üşümemesini sağlayacak giysiler seçilmelidir.

Çocuğunuzun sık olarak geçirdiği rahatsızlıkları ile ilgili olarak antibiyotik kullanmak zorunda olması elbette istediğimiz bir durum değildir. Yine de mikrobik enfeksiyonlarda hastalığın tamamen giderilebilmesi, iyileşmesi aşamasında komplikasyonlara yol açmaması için antibiyotik kullanımı çoğunlukla kaçınılmaz olmaktadır. Aslında antibiyotiklerin çocuğun hastalığının tipine göre iyi seçilip, çocuğun kilosuna ve yaşına göre miktarının iyi ayarlanması, oluşabilecek olumsuzlukları en aza indirmektedir. Burada en önemli olgu, geçirilen enfeksiyonun nedenini ve tipini iyi teşhis etmektir. Bu aşamada dikkatsiz davranmak, örneğin sıkça rastladığımız üst solunum yolları enfeksiyonlarının pek çoğuna yol açan viral hastalıkların mikrobik bir enfeksiyon gibi tanınmasına ve yanlışlıkla antibiyotik kullanılmasına yol açar. Sizlerin de iyi bildiği gibi viral enfeksiyonlarda antibiyotikler hiçbir yararı olmayan ilaçlar olduğu halde yanlış kullanımları hastanın antibiyotiğe bağlı gereksiz sağlık riskleri ile karşılaşmasına yol açmaktadır. Üstelik o andaki viral enfeksiyonun iyileşmesini bile geciktirebilir. Tüm bu gerçekler nedeniyle çocuğunuzun geçirdiği her türlü enfeksiyonda, çocuk sağlığı ve hastalıkları konusunda uzman bir doktor arkadaşımıza başvurmanızı öneririm.

Çocuğumun yanağında 1 aydır kırmızı yuvarlak bir kuruluk var. Tedavisi için ne yapmalıyım?

Pek çok rahatsızlıkta ciltte yuvarlak biçimli kuruluk oluşabilmektedir. Yanağında bir aydan beri var olan bu rahatsızlığın kesin teşhisi için çocuğunuz mutlaka muayene edilmeli. Kontakt dermatit, atopik dermatit, fotosensitif dermatit dediğimiz alerjik cilt hastalıkları, seboreik dermatit, bazı tür mantar hastalıkları gibi rahatsızlıklar da, çocuğunuzdaki kuruluğa benzer lezyonlar oluşturabilirler. Bir aydır var olan bu yuvarlak biçimli kuruluğun mutlaka dikkatle incelenmesi gerekli. Cilt hastalıklarında lezyonların büyüklükleri, birbirleriyle birleşme eğilimleri, renkleri, deriden kabarık olup olmadıkları gibi karakteristik özelliklerin bilinmesi, o cilt lezyonunun tanımlanmasında çok önemli ipuçlarıdırlar. Ancak yapılan muayene sonrasında doğru teşhis koyulup, tedaviye başlanabilir. O cilt lezyonundan alınan örneğin mikroskopik incelenmesi de kesin teşhisi koymada gerekli olabilir. Bu gerçekler ışığında size önerim en kısa zamanda bir çocuk sağlığı uzmanı doktora başvurmanız. Bu doktor arkadaşımız yapacağı muayene sonrasında kızınızın cildindeki lezyonların en doğru teşhisini koyarak etkili ilaç tedavisine başlayacaktır. Eğer gerekli olursa sizi bir dermatoloğa da yönlendirebilir. Çoğunlukla çocuklarda yüz gibi bölgelerde yerleşebilen temriye mantar hastalığı türünde rahatsızlıkların teşhisi konulduktan sonra tedavisi kolayca yapılabilir.

dreamstime_s_28217998

Bebeğim 15 aylık olmasına rağmen katı yiyecekleri ağzında biraz tutup çıkarıyor. Ya da damağına yapıştırıp, hemen kusuyor. Ne yapmalıyım?

Bebeğinizin katı gıdaları yemedeki zorluğu, yemeğin zorla yedirilmesine verilen tepkiye bağlı olabilir. Yani bebeğinizdeki bu durum psikolojik bir cevap da olabilir. Öncelikle psikolojik açıdan olmak üzere, fizyolojik ve nörolojik bazı muhtemel durumların incelemesi en doğrusu elbette.
Aşağıda sıralayacağım temel prensiplere uymanız ve hoşlanmadığı katı gıdaları kısa sürelerle diyetinden çıkarmanız halinde, sabrınızın karşılığını alacağınızı, hemen her türlü besini bebeğinizin artık tüketmeye başlayacağını söyleyebilirim.

  • Çocuklar her konuda olduğu gibi yemek değişikliklerinde de sabrınıza ihtiyaç duyar. Bu nedenle pütürlü gıdaları verirken sabırlı olun.
  • Boğazına kaçma riskini en aza indirgemek için bebeğinizin oturur pozisyonda olmasına dikkat edin. Mama sandalyesinde yedirmeye alıştırmak çocuğun her o sandalyeye oturuşunda yemek yiyeceğini anlaması açısından da önemlidir.
  • Yeni alacağı gıdaları açken verin. Bazen hafif doymuşken ve keyfi yerindeyken tattırmanız da gerekli olabilir. Eğer bu besinden hoşlandıysa acıktığında küçük miktarlarda beslenmesine ekleyebilirsiniz.
  • Çay kaşıkları içinde vereceğiniz yarı katı gıdaları çocuğun emmesini sağlamak ilk adımlardan biridir. Ağzındaki sertlikten hoşlanan çocuk, ağzındaki gıdayı bitirdikten sonra ağzını açıp yenisini isteyecektir. Bu şekilde gıdaları tanıtma işlemini başardıktan sonra kaşıkla verilen miktarı her geçen gün arttırılmalı, sonrasında ise kıvamı koyulaştırılmalısınız. Ayrıca katı gıdaları su ve süt ile karıştırmadan verin.
  • Metal çay kaşıkları soğukluk hissi vereceği için plastik kaşık kullanın.
  • Çocuğun kaşığı reddetmesi halinde az miktarda katı gıdayı parmak ucuyla çocuğun ağzına vererek, dilinin üstüne koyun.
  • Çocuğa zararı olmayacak büyüklükte katı gıdaları eline verilerek o gıdaları tatmasını, ısırmasını sağlayın.
  • Yalancı emzik ve biberonların çok fazla kullanılması çocukların katı gıdalara kolay uyum sağlamasını güçleştirebileceği için bu konulara dikkat edin.
  • İlk kez vereceğiniz gıdaları bir hafta arayla vermek, çocuğun yeni besine alışması için yeterli bir süredir ve alerjik reaksiyon geliştiğinde hangi besinden kaynaklandığını anlamanızı sağlar.

Bebeğim 1 yaşında. Günde bir defa idrarında kristalleşme oluyor. Nedeni ne olabilir?

Öncelikle idrardaki bu kristalleşmenin en önemli sebepleri olabilen idrar yollarında iltihap, idrarda kristalurinin varlığı (kum dökme denilen durum) gibi nedenleri araştırmak gerekli. Çünkü bu tür durumlarda bahsettiğiniz kristalleşmeler, idrarda bulanıklık, iltihabi görünüme benzer yapışıklıklar oluşabilmektedir. Ayrıca bebeğiniz küçük de olsa bazı vajinal akıntı yapabilecek sebeplerin de mutlaka incelenmesi gerekli. Size önerim bebeğinizle birlikte en kısa zamanda çocuk sağlığı konusunda uzman bir doktor arkadaşımıza başvurmanız. Bu doktor arkadaşımız, yapacağı muayene ve bazı tetkiklerle (idrar, kan gibi) bebeğinizde bir rahatsızlık varsa net olarak saptayıp, en etkin tedavisini de düzenleyecektir. Lütfen endişe etmeyiniz. Bebeğinizin önemli bir sorunu olmayabilir de.

Kızım 3 yaşında. İdrarını yaparken zaman zaman “acıyor” diyor. Ateşi yok ama idrar yolu enfeksiyonu olabilir mi?

Kızınızın idrarını yaparken ara sıra da olsa acıdığını ifade eden sözleri, idrar yolu enfeksiyonlarının kızınızdaki varlığının incelenmesini gerektirir. Böbreklerin ve idrar yollarının iltihaplanması, çocuklarda sık olarak rastlanılan bir durumdur. Ve okul öncesi dönemdeki çocuklarda şiddeti değişen oranlarda ateş, kusma, karın ağrısı, idrar yaparken ağrı ve sızı olması, kötü kokulu idrar yapma, sık sık idrar yapma, bazen kanlı idrar yapma, idrar kontrolünün sağlandığı yaşlarda çocuğun idrar kaçırması ve gece altını ıslatma, sinirlilik, huysuzluk, iştahsızlık gibi belirtilere yol açabilmektedir. İdrarda yanma ve acıma yapan enfeksiyon odağı idrar kesesi, üretra ya da böbrekler olabilir. Enfeksiyon eğer böbrek dokusunu tutan düzeyde ise tabloya çok yüksek ateş eşlik eder. İdrar kesesi iltihaplarında (sistit varlığında) ise ateş çok hafif olarak gözlenebilir ve ailenin gözünden kaçabilir. Bu gerçek nedeniyle belirgin bir ateş olmasa da idrarda yanma ve acımanın var olduğu her durumda, idrar yolu enfeksiyonun muhtemel varlığı düşünülmelidir. Size önerim en kısa zamanda bir çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanına başvurmanız. Küçük çocuklarda atlanabilme olasılığı ve zamanında teşhis edilmediğinde ciddi komplikasyonlara yol açabilmesi nedeniyle, çocukların idrar yapma şikayetleri hafif bile olsa mutlaka bu şikayetlerin ciddiye alınarak incelenmesi gereklidir.

dreamstime_s_2946623

2,5 yaşındaki çocuğumun günde kaç saat uyuması gerekir?

Bu yaştaki çocuklar, genellikle gündüz uyumak istememektedirler. Çocuklar 18 aylıktan sonraki dönemde günde iki kez olan kısa gündüz uykularını öğleden sonraları yarım-iki saatlik tek uykuya indirebilir. Bununla birlikte gündüz uykusu azaldıkça gece uykuları daha da derinleşmektedir. Çocuğunuzun uyku süresi kabul edilebilir düzeyde ise özellikle gündüz uykuları konusunda çok fazla zorlamamanızı öneririm. Yapılan araştırmalara göre okul çağına kadar 12 saatlik bir uyku uyunması gerekli ve yeterli görülmektedir. Çocuğunuzun da 10-12 saat süren bir gece uykusu uyuması yeterli kabul edilir. Size düşen ise yatma zamanı alışkanlıklarını bozmamasını sağlamak ve kendi kendine uyuması için gerekenleri yapmak olmalıdır. Uykunun büyümenin garantisi olduğu bir gerçektir. Çünkü büyüme hormonu uyku esnasında salınmaktadır. Çocuk ne kadar düzenli ve yeterli uyursa, bu hormonun salınımı o denli aktif olur.

Oğlum 2 yaşında. Boyu 112 cm, kilosu ise 18. Boyu ve kilosu hakkında bilgi verir misiniz?

İki yaşındaki erkek çocuklarında 77- 92 cm. boy ile 9.1-15 kg. kiloları arasındaki değerler normal değerlerdir. Oğlunuzun boyu normalden 20 cm uzun. Boyuyla orantılandığında kilolu olduğu hissedilmese de, kilosu da normal sınırların üstünde.
Boy gelişimini etkileyen en önemli faktörler genetik yapı, beslenme, uyku ve hormonlardır diyebiliriz. Bu faktörlere bazı çevresel etmenleri de eklemek yanlış olmaz. Özellikle ilk üç yıl içinde boy büyüme hızı değişkenlikler gösterebildiği için, birden fazla ölçümün çok faydası vardır. Üç yaşından sonraki boy büyümesi anormalse, bu durum mutlaka incelemeyi gerektirir. Tabii boy büyümesindeki artışın derecesi de önemli. Genellikle ilk üç sene içinde boy büyümesi hızında önemli bir sapma yaşanmadığı halde oğlunuzun boyunun normalden 20 cm fazla olması durumunu ciddi bir değişim olarak ele alıp, bu konudaki incelemenin şimdiden başlatılması en doğrusu olacaktır. Bazı genetik kökenli rahatsızlıklarda ve bazı metabolik hastalıkların varlığında çocuklarda boy uzaması normalin üstünde gerçekleşebiliyor. Size önerim en kısa zamanda bir çocuk endokrinolojisi uzmanına başvurmanız.

 

 

 

Share.

About Author

Leave A Reply