Baba olmak mesleki açıdan da işime yaradı

0

f

Banvit,son olarak başlattığı yeni projesi olan Banvitesor.com’da Gazeteci, belgeselci, gezgin sıfatları ve çocuklarının sağlığını düşünen bir baba sorumluluğuyla tanınan Fatih Türkmenoğlu ile çalıştı. Bu proje sonrasında kendisiyle sohbet ettik.

Kaç yıldır gazetecilik yapıyorsunuz ve neden nasıl başladınız?
Bu yıl 20. senem. Hayatta başka bir iş yapamazdım herhalde. Boğaziçi Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık bölümünden mezun oldum. Babam hep iyi bir çok uluslu şirkette çalışmamı arzu ederdi. Biraz da onu mutlu etmek için, Boğaziçi sonrasında New York’a, New York Üniversitesi’ne gittim. İşletme ve İnsan Kaynakları alanında bir program bitirdim. Aslında birçok yeni mezun mezun için harika denebilecek şeyler, bana göre korkunçtu. Nereye cv göndersem iş görüşmesine çağrıldım. İki sene boyunca, 20’ye yakın iş yerinde çalıştım. İnsan girdiği her işte mutsuz olur mu? “Bu hayatta ne istiyorum” diye düşünüp, cevap bulamadım. Arada askere gittim. Genel Kurmay’a, tercüman olarak yollandım. Uzun dönemim, asteğmen. Akşamları Fransız Kültür’ün kurslarına giderek Fransızcamı ilerlettim. Her hafta bir kitap okuma, vizyondaki tüm iyi filmleri görme gibi kurallar koymuştum kendime. Askerlik, birçok insanın aksine, benim harika anılarla hatırladığım bir dönem.

Peki gazetecilik?
Bir hafta sonu, askerdeki en yakın arkadaşım Hakan (Kavlakoğlu)’la Safranbolu’ya gidecektik. Gelip beni sabah 7’de arabasıyla alacaktı ve 2. gün yöreyi keşfedecektik . Sabah ben sırt çantamla hazırdım; bekle bekle ses yok… Anca saat 3’te aradı, “kusura bakma çok acil bir başka işim çıktı, birazdan seni almaya geliyorum” dedi. Akşam 6’da yola çıkabildik. Sinirden delirdim! Ben de Pazartesi sabahı boş bir anımda Hakan’a mektup yazdım, “Sen hafta sonumu mahvettin, ne işe yaramaz adamsın,” tadında tabii. Hakan yanıma geldi; gözleri ışıl ışıldı. “Kusura bakma” falan diyeceğini zannediyordum. Pat diye “sen hayatta ne yapmak istediğini biliyor musun? Sen gazetecisin, farkında değilsin sadece” dedi ve gitti… O anda şimşekler çaktı. Birden bire buldum: Aradığım buydu, ben gazeteciydim!

Nasıl başladın? Nereden?
Yıllık iznimin bir bölümünde İstanbul’a gelmiştim. “Number 1 TV kuruluyor, Karacan Grubu sahibi” diye bir haber okudum gazetede. CV’mi bir mektupla gönderdim. Bir hafta sonar vj’lerin söyleyeceği anonsları yazarak işe başladım. Üç ay sürdü bu deneyim, çok şey öğrendim, ancak ben gerçek gazeteci olmak istiyordum. Ömer’in sayesinde Elif Dağdeviren’le tanıştım. O zaman Cosmopolitan dergisinin Genel Yayın Yönetmeni’ydi. Bir Aktüel’in editörleriyle tanıştırdı. Bir hafta sonra Aktüel’de ilk hazırladığım dosyam yer aldı. Kendimi dünyanın en mutlu insanı hissettim… Çok çalışkandım, işle nefes alıyordum. Sabah grubundaki tüm dergilere iş yapmaya başladım. Röportaj, izlenim, gezi yazısı… Şöhret değil, ama basın camiası içinde ismim hafiften biliniyor olmuştu. Acayip mutluydum… Bir gün pat diye çalan telefonla radyoculuğa da başladım. Haftanın bir günü Radyo 2019’da sohbet programı yapıp sunmaya başladım.

Televizyona geçiş nasıl oldu?
Amerika’dan çok sevdiğim arkadaşım Meltem Çakır’a rastladım bir akşam. Yeni bir televizyon kurduklarını ve benim uygun olacağımı düşündü. Ertesi gün Tayfun Ertan’la görüştüm. Tayfun Bey o zaman 50lerinde, yerinde duramayan, ışıl ışıl mavi gözlü, tüy gibi bir adam. Yeni kurulmakta olan NTV’den bahsetti, sonra da bana “ne yapmak istersin?” diye sordu. Televizyonculuk hakkında hiçbir şey bilmiyorum o zamanlar. “Seni havuza atayım ister misin? Ya yüzersin, ya boğulursun; başka bir seçenek yok” dedi. Bayıldım cevabına…. NTV beş seneye yakın evim oldu. Bir yıl haber muhabirliği ardından, programlar hazırlamaya ve sunmaya başladım. Dünyanın her yerinden televizyonculukla ilgili kitaplar alıp okudum. Montaj stüdyosunda, çekimde sabahladığım çok oldu… CNN International Türkiye muhabirliği, arada iki seneye yakın gazetecilik bursuyla Michigan Üniversitesi’nde tekrar öğrencilik, 10 küsur sene CNN TURK ve gezi programcılığı… Hep gece gündüz yayında, montajda, ya da çekimdeydim. Evlenirken bile nikah memurunun yanına gelmeden beş dakika evvel CNN için canlı yayındaydım.

Türkiye’nin sahip olduğu sayılı kaliteli gazetecilerden birisiniz? İnsanların size güveni ve inancı var. Bunu neye bağlıyorsunuz?
Çok teşekkür ederim. Hep çalıştım, öğrenciliğim hiç bitmedi. Sanıyorum izleyici, bunu hissediyor. Bir de canlı yayınlarda, bilmediğim konularda bilmediğimi söyledim. Sanıyorum ben gerçekten merak ediyorum, gerçekten kahkaha atıyorum, gerçekten üzülüyorum… Sorulması gereken tüm negatif soruları bile, tansiyon yükseltmeden sorabiliyorum. Her zaman görüştüğüm insana büyük saygı gösteriyorum. Öyle “önce gazeteciyim” havalarına hiç girmiyorum. İşim, aslında benim. Halktan gelen güzel geribildirimlerle de gücüme güç katıyorum…

fatih

Artık 2 kız babasınınız, bize biraz babalığın size kattıklarından bahseder misiniz, kişisel ve profesyonel olarak?
Ah, kızlarımla zaman geçirmeyi o kadar çok seviyorum ki… Baba olduktan sonra, çocukların dünyasını çok net görür oldum. Mesleki olarak da işime yaradı. Bir de tabii acayip yufka yürekli bir adama dönüştüm. Yanlız, baba olduktan sonra, belki biraz daha evcimen oldum

Banvit ile “banvitesor” projesinde bir araya gediniz. Bu projede size en çok etkileyen ne oldu?
Bandırma’daki tesisler ve bu işe gösterilen titizlikten çok etkilendim. Her çiftliğe girerken özel koruyucu giysilerle ilaçlama yapıldıktan sonra içeriye adım atmak, temizlik, düzen… Bir de tabii teknolojik yatırıma hayran kaldım. Banvit tesislerinde inanılmaz bir emek, alın teri, know-how var. Sadece Banvit’in kurucusu Görener ailesi değil, birçok profesyonel çalışan da tüm bilgisini, enerjisini akıtmış. Her bir tanıdığım Banvit çalışanının işine verdiği önemi, şirketlerini ne çok sevdiklerini gördüm. Bunda kuşkusuz ailenin payı çok büyük. Ama sanki hep benzer karakterde yöneticilerle, çalışanlarla, çok büyük bir aile olmuşlar. İşlerini çok seven, var gücüyle çalışan bir aile… Tesislerdeki kreşe şirket ortaklarının çocukları da, işçilerin çocukları da gidiyor mesela. Bir ucundan da olsa bu ailenin bir parçası olduğum için çok gurur duydum.

Bu proje öncesi ve sonrası Banvit’e bakış açınız değişti mi?
İnanamazsın, 180 derece değişti. Ben, bu yaşıma kadar “aman köy tavuğu olsun, pazardan doğal yumurta alayım” derdindeydim. Şu anda eve sadece Banvit ürünü tavuk ve et giriyor. Tüm kontrollerin ne kadar sağlam yapıldığını, hastalıklara karşı alınan önlemlerin ne denli yoğun olduğunu, tüm üretimlerin nasıl sıhhi ve son teknoloji, hatta laboratuvara benzeyen ortamlarda gerçekleştiğinin gördüm. Ben de bu yaşıma kadar, birçok sağlık düşkünü ve okuyan birey gibi, beyaz etle ilgili şehir efsanelerinden etkilendim. Nugget’ın içinde et ve başka her şey olabileceğinin zannettiğim için çocuklara yedirmemiştim. Piliçlerin hareketsiz ortamlarda büyüdüklerine, hormonlarla şişirildiklerine de inanırdım… Yani o soruların hepsini ben kendim için ve ailem için sordum aslında. Ben önce kızlarım için gezdim… Dedim ya, artık sadece Banvit ürünleri tüketiyoruz. Bunu da gönül rahatlığıyla, yenecek en sağlıklı tavuğu, eti, salamı yediğimizi bilerek… İnsanın keyif alarak, suçluluk duymadan yemesi ne güzel.

Share.

About Author

Leave A Reply