Babalar ve kızları, babalar ve oğulları…

0

E003109

Anneler bebek beklediklerini söyledikleri zaman, babalar önce şaşırırlar ve bu şaşkınlık halleri de kolay kolay geçmez. ”Sağlıklı olsun da …” derler ama yüreklerinde bir erkek çocuk özlemi vardır. Zannederler ki, çocuk erkek olunca, hemen onunla arkadaş olacaklar, maça gidecekler. Oysa babalar en keyifli zamanlarını kızları ile geçirirler.

Anne bebek beklerken baba kendini çok da yararlı hissetmez. Hatta annenin gördüğü yakın ilgi nedeniyle kenara itilmişlik duygusu sarar babayı. Oysa bebek anne karnındayken nasıl annenin sesini ayırıyorsa, babanın da sesini duyar ve ayırır. Bu nedenle babanın da kızları veya erkek çocukları ile olan ilişkileri, daha onlar ana karnındayken başlamıştır. Anladık babalar karınlarını şişirerek dolaşamaz veya kış gecesi bebeği bahane ederek karpuz isteyemezler ama ellerini annenin karnına koyarak bebeğin hareketlerini takip edebilirler. Babalar hamilelik sürecine katılın.

Anne doğuma giderken, baba da heyecanlanır. Heyecanlanır ama babaya düşen çok da iş yoktur. Babanın hastane sürecindeki asıl rolü, lojistik ve ekonomik destek sağlamaktır. Baba eve gelindiği zaman da “koş eczaneye, koş bez almaya, hadi doktora götürüyoruz” sözlerini duyar. Bebekler babaların kucağına da hemen verilmez. Verilince de bir sürü laf: ”Öyle tutma böyle tut… Başına dikkat et…” Babalar da zaten evdeki kalabalıktan yıldıkları için sıranın onlara gelip de kızları veya oğulları ile seviyeli bir birliktelik kuracakları zamanı beklerler.

Kızlar için babaları çok önemlidir. Bir kızın babası ile kurduğu ilişki, onun gelecek yıllarda patronu ile olan ilişkisini, eşiyle, arkadaşları ile kuracakları ilişkiyi belirler. Kızlar erkekleri ve onların dünyasını babalarına bakarak öğrenirler. Psikoseksüel kurama göre, kızlar 3-5 yaşlarında babalarına hayran ve aşık olurlar. Kızların kalplerini çalan ilk erkek babalarıdır. Hatta annelerini kendilerine rakip görürler. 5 yaşından itibaren kızlar anneleri için ”şu kadın evde olmasa biz babamla nasıl da mutlu oluruz” diye geçirirler akıllarından. Zira babalar kızlarına kıyamadıkları için evin kötü kişisi annedir. Ama bu durum daha sonra geçer. Ancak gerçek olan bir durum vardır ki, kızlar babalarından onay almak ihtiyacını her zaman hissederler. Bu nedenle kızını dinleyen ve onun sorunları ile sert değil de makul olarak ilgilenen bir baba “kendine güvenen kadın”ı yaratır. Kızını sürekli olarak teşvik eden ve ona güvenen bir baba, kendi kararlarını kendi veren ve özgüveni yüksek olan yetişkin kadını yetiştirir. Babalar özelikle 0-6 yaş arasında sakın kenarda kalmayın ve kızınızın yanında olun.

3-6 yaş arasındaki kız çocukları “kiminle evleneceksin?” sorusuna “babamla” yanıtını verirler. Korkmayın, 12-17 yaş arasında bu kararlarını tekrar gözden geçireceklerdir. Annesiyle rekabet yaşayan kız, babasıyla bu rekabeti yaşamaz.

Tüm bu olumlu anlatılara ek olarak Türkiye’de yapılan bir istatistikten söz etmeden de geçemeyeceğim. TUBİTAK’ın yaptığı bir araştırmaya göre, babaların %46’sı “kızını dövmeyen dizini döver” diye düşünüyor. Babaların %83’ü “kızımın sevgilisi olamaz” demiş. Zaten kızların da %79’u sevgililerini babalarına hiç mi hiç anlatmıyorlarmış. Babalar da kızlarını çok seviyorlar ama sadece %8.3’ü kızına çok güveniyormuş. Sonuç olarak “en son babalar duyar” sözünü duymak istemiyorsanız, ne kızınızı ne de dizinizi dövün. Sizin sevgiliniz nasıl olduysa kızınızın da sevgilisi olacağı gerçeğini bilin ve kızınıza güvenin.

Kızlarına talip çıkınca babalar kılı kırk yararlar. Kızlarından ayrılmak istemezler. Damada karşı bir kıskançlık duyarlar. Annelerin damatlarına bakışı ile kayınpederlerin bakışı farklıdır. Nasıl gelin oğlanı anasının elinden alıyorsa, damat da kızı babasının ellerinden alıverir. Bak, büyüt, “adamın biri” alıp gitsin. Ama torunlar olunca iyi birer dede olurlar kız babaları.
Peki, babalar ve kızlar var da babalar ve oğullar ne durumda?

Babalar, oğullarıyla hayatı paylaşabileceklerini düşünürler. Kendi yapamadıklarını oğullarının yapması için sorgulamadan çabalarlar. Oğulların davası bağımsız erkek olabilmektir. Babaların davası da oğulların kendileri veya kendi istedikleri gibi erkek olmalarıdır. Ama oğullar her zaman babaları gibi erkek olmayı istemezler. Onların yaptıkları işte değil de kendi işlerinde çalışmak isterler. Aynı işi sürdürseler bile kendi bildikleri gibi yönetmek isterler.

Çocuklarının gelişim evrelerinde oğulları ile ilgilenen babalar, yetişkin oldukları zaman da duygularını adlandırabilen erkek çocukları yetiştiriyor olurlar. Baba sevgisini doya doya yaşayan oğullar kendilerine güvenen, öfkelerini kontrol edebilen olumlu erkekler oluyorlar. Babalar çocuklarına arkadaşça davranmalı ama onların arkadaşları olmamalılar. Oğullarınızın arkadaşları var babaları. Sizler babasınız.

Babalarla oğulların araları, oğullarının ergenlik çağında açılır genellikle. Babalar hayata karşı vurulan kapıları, kendi suratlarına vurulmuş addederler. Oğullarının bireyselleşme çabalarıdır oysa bu öfkeler. Babalar bu sırada sakin olabilseler, her iki taraf da kazançlı çıkar.

Babalar, eskiden daha asık suratlı ve de serttiler. Şimdi sevecen ve sevdiğini söyleyen babalar var ama gene de babalar az konuşuyorlar. Duygularını özellikle sevgilerini kolay anlatamazlar. Oğulları sünnet olurken gururlanırlar, oğulları askere giderken gözleri yaşarır.
Ama evlat, evlattır. Biri diğerinden ne daha az ne de daha çok sevilir. Fakaaaat gün gelip de “ele karışılırken”, nedense oğullar evlenirken analar, kızlar evlenirken de babalar ağlar.

Share.

About Author

Leave A Reply