Bu sene denememiz ve hayatımıza sokmamız gereken besinler

0

Screen Shot 2017-01-12 at 10.01.18 PM

Değişiklik iyidir! Beslenmemizdeki çeşitlilik de hem sağlığımıza iyi gelir hem de bizi keyiflendirir. O yüzden sizlere yeni fikirerimiz var… Bazılarını zaten tüketiyorsunuzdur.

Yemek yemek sosyal bir davranıştır. Doğum günü, yılbaşı ve evlilik yıl dönümü gibi özel günlerde aklımıza ilk ne yiyeceğiz sorusu gelir. Hem sağlıklı hem de lezzetli beslenmek mümkün mü? Sağlıklı bir beslenme programını etkileyen pek çok faktör vardır. Bunlar; aileden aldığınız genetik özellikleriniz, çalışma şartlarınız, boyunuz-kilonuz, besin pişirme alışkanlıklarınız, yaş, boy, cinsiyet, fiziksel aktivite, fizyolojik ve sosyolojik durum kişiye göre farklılık gösterir. Genlerimizi silah olarak düşünürsek kötü beslenme alışkanlığı da onu tetikleyecek mekanizmadır. Sağlıksız beslenmek diyabet, hipertansiyon, kalp-damar ve böbrek hastalıklarına yol açabilir. Bu nedenle ‘Yeni yıl yeni kararlar!’ mottosu ile harekete geçme zamanı! İşte size 2017’de mutlaka denemeniz gereken sağlıklı besinler

1.Maş fasulyesi
Maş fasulyesi Çin’de 2000 yıldan fazla süredir yaygın olarak kullanılmaktadır. Hindistan, Bangladeş, Güney Doğu Asya’da tüketilen ‘Vigna Radiata’ yani maş fasulyesi ülkemizde daha çok Akdeniz bölgesi ve Güneydoğu Anadolu’da tüketilir. B vitaminleri, bitkisel protein, diyet lifi ve biyoaktif fitokimyasallar içeren dengeli bir besindir. Yapılan araştırmalara göre antioksidan, antihipertansif, antitümör, antidiyabetik, antimikrobiyal, anti-inflamatuar etkileri olduğu saptanmış. Lif içeriğinin fazla olması nedeniyle daha uzun süre tok kalmamızı sağlar ve kilo kontrolüne yardımcı olur. Bağırsak hareketlerini düzenler, kan şekeri dengesi sağlar ve kalp-damar sağlığını korur. Magnezyum içeren maş fasulyesi spor yapanlar için de oldukça sağlıklı bir besindir. Vejeteryan veya vegan yaşam tarzını benimsemiş kişiler günlük protein ihtiyacını maş fasulyesi gibi bitkisel kaynaklı besinlerden sağlayabilir. Zeytinyağlı yemeği dışında haşlayarak salata ve çorbalarda kullanabilirsiniz.

GMO-Salmon

2.Somon
Somon, omega-3 yağ asitlerinden zengindir. Böylece kalp sağlığının korunmasında etkilidir. Beyin ve sinir sistemi için oldukça sağlıklıdır. Omega-3 yağ asitleri, inflamasyonun azalmasına yardımcı olur. Araştırmalar bu yağ asitlerinin inflamasyona sebep olan sitokin seviyesini azaltmasında önemli rol oynadığını göstermektedir. Kandaki omega-3 ve omega-6 yağ asitleri arasında bir rekabet vardır. Bu nedenle vücuttaki omega-6 ve omega-3 yağ asitlerinin birbirine oranı çok önemlidir. Omega-6 yağ asitlerinden zengin olan bitkisel yağlar mısır özü, ayçiçeği, soya fasulyesi yağlarıdır. Omega-3 yağ asitleri ise balık yağında bulunur. Özellikle soğuk sularda yaşayan uskumru, ton, somon gibi yağlı balıklarda vardır.

3.Pomelo
Pomelo, Çin kökenlidir. Günümüzde Amerika ve Hindistan’da da yaygın olarak bulunmaktadır. Turunçgiller içinde en büyük meyveye sahip besindir. C vitamininden zengin olan pomelo bağışıklık sistemini güçlendirir. 15. yüzyılın sonlarında denizcilerin sağlığını tehdit eden skorbüt hastalığının C vitamini yetersizliğinden kaynaklandığı bulunmuş. Hatta turunçgiller o kadar yaygın hâle gelmiş ki Britanya denizcileri “Limey” (limonlu) olarak anılmaya başlanmış. Demir emilimini arttırmak için C vitamininden zengin besinleri tüketmek gerekir. Soğuk algınlığına iyi gelir ve yorgunluk hissini azaltır. Pomelo, sıvı-elektrolit dengesini sağlayarak kas kramplarının azalmasına yardımcı olur. Pomeloda bulunan potasyum kas kasılmasına rol aldığı için spor yapan kişiler de denemeli! Hücre hasarını önlemeye yardımcı olan spermedin içerir. Serbest radikallerle savaşan anti-aging özelliği vardır. Vücudun kollajen üretmesi ve kırışıklık gibi yaşlanma belirtilerinin azalmasına yardımcı olur. Yararlı bileşiklerden antioksidan flavonoid içeriği sayesine kan basıncını düzenler. Greyfurt gibi ilaç-besin etkileşimine sebep olarak ilacı olumsuz etkilememesi için dikkat etmek gerekir. 200 gr yaklaşık 76 kaloridir.

©1998  EyeWire, Inc.

4.Kırmızı ve mor renkler
Vücuttaki hücreler normal metabolizma sürecinde serbest radikal üretir. Serbest radikaller çoğaldıkça Alzheimer, diyabet gibi kronik hastalıklara yakalanma riski de artar. Aynı zamanda membran, protein ve DNA ya zarar verebilen reaktif maddelerdir.Beslenmenizdeki antioksidanlar ise serbest radikallerden korur. A,C, E vitaminleri ve selenyum içeren besinler bağışıklık sistemini güçlendirir. Besinlerin antioksidan içeriğini de ORAC puanı gösterir. Örneğin kırmızı üzümün ORAC puanı: 1837. Yaban mersini, çilek, böğürtlen, frambuaz gibi meyveler içerdikleri antioksidanlar sayesinde kanser ve kalp hastalıklarına karşı koruyucu etkisi vardır.Yaşlanmayı geciktirir ve hafızayı güçlendirir. Sağlığınız için günde 1 avuç tüketmeyi unutmayın. Su ve lif içermeleri nedeniyle daha uzun süre tok tutarak kilo kontrolünde yardımcı olur. Örneğin çilek, C vitamini içermesi nedeniyle iyi bir antioksidan kaynağıdır. 1 porsiyonunda da 3 gr lif bulunur.

5.Papaya
Lezzetli olması nedeniyle Christopher Columbus “melekler meyvesi” olarak nitelendirmiştir. Papaya; Orta Amerika ve Güney Meksika’da kökenlidir, ama şimdi dünyanın birçok bölgelerinde yetiştirilir. İnsanlar binlerce yıldır eti yumuşatmak için papaya kullanmıştır. Papaya, lif, C ve A vitamini içeren tropikal meyvedir. Ayrıca papain adı verilen enzim ve antioksidan karotenoidleri içerir. Özellikle likopen olarak adlandırılan karotenoidlerden zengindir. Papaya içerdiği C vitamini ve likopen sayesinde cildinizi korur ve yaşlanma belirtilerini azaltmaya yardımcı olabilir. Papayanın içerdiği antioksidanlar kalp sağlığını korur ve HDL yi yani “iyi” kolesterolü artırabilir. Çalışmalarda papayanın prediyabet, hafif hipotiroidizm ve karaciğer hastalığı olan yaşlılarda oksidatif stresi azaltabileceği bulunmuştur. Papayanın kanserle mücadele özelliği, kanser gelişimi ve ilerlemesini yavaşlatmasındaki etkisinin serbest radikalleri azaltmasına bağlı olduğu görülmektedir.

6.Brasica sebzeleri
Brasika sebzeleri: brokoli, brüksel lahanası, karnabahar, turp, cansın, şalgam, kereviz, marul. Sülfür içermeleri nedeniyle karakteristik aromaya sahiptir. Brassica sebzeleri, günlük beslenme programında bulunan glukosinolat kaynaklarıdır. Glukosinolatların parçalanması sonucu oluşan izotiyosiyanatlar anti-kanseroje etkiye sahiptir. Brüksel lahanası ve brokolinin farklı haşlama koşullarında glukosinolat kayıpları ile ilgili bir çalışma yapılmış. Brokolide daha fazla glukosinolat kayıpları görülmüş. En sağlıklı pişirme tekniği buharda haşlama yöntemidir. Ulusal Kanser Enstitüsü yaş, cinsiyet, fiziksel aktivite düzeyine bağlı olarak günlük miktarın değişebileceğini belirtmektedir. Yetişkinlerde haftada en az 5 kez yenilmesi tavsiye edilmektedir.

kirmizi-pancar

 

 

 

 

 

 

 

 

7.Pancar
Pancarda bulunan lipoik asit özellikle diyabet hastalarında sinir hücre hasarının iyileşmesinde yardımcı olur. Özellikle stresli bir günden sonra, hızlı bir toparlanma için, güzel bir pancar salatası veya biraz pancar suyu sipariş edebilirsin. Çalışmalar pancar suyu tüketiminin, kan basıncını düşürdüğünü göstermektedir. Araştırmacılar pancarda olan nitratların pozitif etkisi olduğuna inanmaktadır. C vitamini içeriği ile bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olur. 2017 beslenme trendleri arasında da pancarlı veya havuçlu yoğurtlar var! 

8.Resveratrol
Resveratrol şarap, kırmızı üzüm ve yaban mersininde bulunur. Kan şekerinin dengeler ve insülin duyarlılığını arttırır. Böylece diyabete karşı koruyucu etkisi vardır. Kan basıncını düşürmeye yardımcı olur. Üzümde bulunan resveratrol antioksidandır. Üzüm şarap haline geldiğinde resveratrol seviyesi de yükselir. Bazı kişiler için alkol kutlamaların ayrılmaz parçasıdır. Ancak yüksek kalori içerdiklerini unutmamak gerekir. Fazla alkol vücutta yağ olarak depolanır. Bu nedenle alkol tüketeceğiniz zaman antioksidandan zengin kırmızı şarap iyi bir tercih olacaktır. Günlük şarap tüketimi kadınlarda 1 kadeh, erkeklerde 2 kadehi geçmemelidir.

9.Matcha
Japonya’da çay seremonilerinde kullanılan Matcha, toz haline getirilmiş çay anlamına gelir. Japon Butistler’in meditasyondan önce konsantrasyonu güçlendirmek ve bedeni arındırmak için içtikleri çaydır. Demleyerek içtiğimiz çaylardan farklı olarak Matcha toz olarak suyla karıştırılır ve hepsi içilir. Antioksidan miktarı fazladır. İçerdiği epigallokateşingallat içeriği sayesinde kanserden korucu etkisi vardır. Çaylar arasında en fazla L-Theanine içeren Matcha beyin fonksiyonlarının gelişimi için de oldukça önemli. Diğer bitki çayları gibi fazla tüketimi karaciğer yetersizliğine sebep olabilir. Bu nedenle günde 2-3 kupadan fazla tüketilmemelidir. Aynı zamanda hamile ve emziren anneler, böbrek yetersizliği, mide sorunu ve kansızlığı olan kişiler de içmemelidir.

10.Chai tea latte
Kış akşamlarının baharatlı çayı! Kökeni Tayland ve Hindistan’a uzanan çay efsaneye göre kralın şifalı içecek yapılmasını istemesi üzerine ortaya çıkmış. Sanskritçe dilinde ‘yaşam bilimi’ anlamına gelen Ayurveda Hintlilerin antik sağlık sistemidir. Chai tea de Ayurvedik çaylardandır. Tarçın, zencefil, karanfil, kakule, muskat gibi baharatlar bu sağlık sisteminin temel parçalarındandır. Bu çaya aroma ve süt eklenince de tekerleme gibi adı olan Chai tea latte ortaya çıkıyor. Chai Tea Latte’nin içine baharatlar süt ve siyah çay bulunur. Süt, düşük glisemik indeksli olduğu için yavaş emilir. Böylece kan şekeri dengesini düzenlemeye yardımcı olur. Kazein ve whey protein içermesi nedeniyle kas metabolizması ve protein sentezini sağlayan dallı zincirli aminoasitleri içerir. Bu nedenle spor yapanlar için oldukça sağlıklı ara öğün seçeneğidir. İçindeki baharatların ise lezzet vermelerinin dışında sağlığa da yararları vardır. Tarçın ve zencefil soğuk algınlığından korumada etkilidir. Karanfilin antiviral ve antibakteriyel özelliği vardır.

11.Kombucha

Ana vatanında kombucha diye söylenen bu çay Çinliler tarafından ‘Ölümsüzlük iksiri’ olarak adlandırılmıştır. Kombucha denilen çay mantarı bakteri ve mayadan oluşur. Tatlı-ekşi bir tadı olan kombucha tat olarak daha çok bozaya benzer. Genellikle soğuk tercih edilir. B ve C vitaminlerini içerir. Bağırsak fonksiyonlarını düzenler. Antioksidan polifenol içerdiği için kalp-damar sağlığını korunmasında ve kanser riskini azalmasında yardımcı olur. Bağışıklık sistemini güçlendirir, toksinlerin atılmasını sağlar. Yorgunluk ve halsizliğe iyi geliği için sporcular da tüketebilir. Ancak diüretik etkisi nedeniyle su tüketimine dikkat etmek gerekir. İçerdiği asetik asit nedeniyle kalsiyum, magnezyum emilimini etkiler. Bu nedenle hamileler ve 4 yaşından küçük çocuklar tüketmemelidir. 

12.Badem sütü

Badem sütü, laktozsuz olduğu için sindirimi kolaydır. Süt ve süt ürünleri tüketildiği zaman gaz, şişkinlik ve sindirim zorluğu yaşıyorsanız laktoz ile ilgili bir sorun olabilir. Süt şekeri olarak da adlandırılan laktoz glikoz ve galaktozdan oluşur. İnce bağırsaklarda laktozu sindiren laktaz enzimi vardır. Bu enzim laktozu parçalayarak vücut tarafından kullanılmasını sağlar. Enzim yoksa veya yetersiz ise laktoz emilemez ve sindirilemez. Kalın bağırsak bakterileri tarafından fermente olur ve gaz, kramp, şişkinlik gibi sorunlara yol açabilir. Buna laktoz intoleransı denir. Dünyanın yaklaşık %70’inde bu rahatsızlık bulunuyor. Tedavisinde ise laktoz beslenme programından azaltılır. Özellikle laktoz intoleransı olan kişiler için kalsiyum kaynağıdır. Kalorisi az olan badem sütünü kahve yaparken kullanabilirsiniz. Kahvaltılarınızda smoothie veya yulaf ezmesine ekleyebilirsiniz.

13.Kabak çekirdeği
Kabak çekirdeği E vitamini, magnezyum, potasyum ve selenyum antioksidanından zengindir. Magnezyum içeriği yüksek besinler daha sakin hissetmemizi sağlar ve bizi rahatlatır. Aynı zamanda magnezyum ATP üretimi ve kas kasılmasında rol oynar. Bu nedenle spor yapanlar için de oldukça sağlıklıdır. Kabak çekirdeği, badem, koyu yeşil sebzeler ve chia tohumu magnezyumdan zengindir. Doymamış yağ içerdiği için kalp sağlığını korumaya yardımcı olur. Ancak yağ içeriği fazla olduğu için kalorisi yüksektir. Bu nedenle 1 avuç kadar tüketilmelidir.

14.Yer fıstığı
Mutluluk hormonu olarak adlandırılan serotonin iştahı, uyku düzenini ve ruhsal durumu etkiler. Kanda düşük miktarda bulunması açlığa neden olabilir. Serotonin miktarının arttırılmasını da çinko, omega-3, magnezyum ve triptofen içeren besinler sağlar. Yer fıstığında da triptofan bulunur. Bunun yanı sıra antioksidanlardan selenyum içerir ve kalp hastalıkları riskini azaltmaya yardımcı olur. Fazla kalorili olduğu için porsiyon miktarına dikkat etmek gerekir. 1 avuç yer fıstığını ara öğün olarak tüketebilirsiniz.

15.Zerdeçal
Zerdaçalın içerdiği curcumin antioksidan, antiviral, antikanserojen, antinflamatuar özellik gösterir. Böylece kanser, diyabet, artrit, alzheimer gibi hastalık risklerinin azaltılmasına yardımcı olur. Özellikle mide, akciğer, pankreas, meme, cilt kanserlerine karşı koruyucudur. Tümör oluşumunu, büyümesini ve çoğalmasını engeller. Curcimin içeriği sayesine serotonin salgılanmasına destek olur ve depresyona karşı korur. Kendi hazırladığınız meyveli yoğurdunuza zerdeçal ekleyebilirsiniz. Bal ile karıştırıp soğuk algınlığında tüketebilirsiniz.

16.Siyah sarımsak
Allium sativum diye adlandırılan sarımsağın anavatanı Asya ve Hindistan olarak bilinir ve dünyada 300’e yakın çeşidi vardır. Baharat olarak kullanımının dışında tedavi amaçlı kullanımı binlerce yıl önceye dayanır. Rus askerlerine, İkinci Dünya Savaşında enfeksiyon önleyici olarak yaranın üzerine ezilmiş sarımsak konulurmuş. Orta çağda antiseptik özelliği nedeniyle kolera, veba gibi salgın hastalıklarda kullanılmış. Batıl inançlarda da vampir ve şeytanları kovucu’ olarak sarımsağı üstlerine asarlarmış. Eski Mısırlılar da tanrılara ait kutsal bitkilerden olduğuna inanırlarmış. Sarımsak germanyum ve selenyumdan zengin topraklarda yetişir. Sarımsak yemeklere lezzet vermenin dışında bir çok hastalıkta da etkilidir. Ancak keskin kokusu nedeniyle siyah sarımsak alternatif olarak üretilmeye başlanmıştır. Fermantasyon işlemiyle keskin kokusu ve acı tadı kaybolmaktadır. Aynı zamanda daha tatlı bir tada sahip olan siyah sarımsağın antioksidan etkisi daha fazladır. Kore ve Japonya’da antikanserojen özelliği nedeniyle çok sık tüketilmektedir. Dünyada da tanınmaya başlayan siyah sarımsak için araştırmalar yetersizdir. Siyah sarımsağın antiviral, antibiyotik, antihipertansif, antioksidan, antikoagülan etkilerinin yanında trigliserit ve kolesterol düşürücü etkisi daha fazladır. Bağışıklık sistemini güçlendirir ve ateroskleroz, kalp hastalıklarını önlemede yardımcı olur.

17.Hindistan cevizi yağı
Hindistan cevizi yağı, orta zincirli trigliserit içerir. Bu yağ asitleri, karaciğerde parçalanır ve keton cisimlere dönüşür. Keton cisimleri de beynin daha fazla enerji üretmesine yardımcı olur. Alzheimer tedavisinde asıl amaç beynin daha fazla enerji üretmesini sağlamaktır. Hindistan cevizi yağını kahve ve tatlılarda kullanabilirsiniz.

 

Share.

About Author

Leave A Reply