Çalışan anneler ve çocukları…

0

Eve geldiniz, yorgunsunuz ve çocuğunuzla vakit geçirmek için haliniz yok. “Çocuk da yaparım kariyer de” iddianızın anne olduktan sonra geçerliliğini yitirdiğini görüp üzülüyor, bir çeşit suçluluk duygusu hissediyorsunuz. Peki hem çalışıp hem de çocuğunuzu sağlıklı yetiştirmenin yolları neler?

Çalışan kadınların sayısı toplumda giderek artarken, aralarında anne olanların sayısı da oldukça fazladır. Çalışan anne, gün boyu iş ortamında olduğu için çocuğuyla yeterince vakit geçirememenin sıkıntısı içinde olabilir. Bu sıkıntı zamanla yerini suçluluk duygusuna bırakır.

Kendini suçlu hisseden anne, “Çocuğuma yeterli zamanı ayıramıyorum, onunla ilgilenemiyorum” ile başlayan cümleleri sık sık kullanmaya başlar. Bu duyguyla birlikte, anne kendini iyi hissetmek için doğal olmayan ilgi gösterilerinde bulunabilir ya da çocuğa gereksiz hediyeler vermeye başlayabilir. Bu durum çocuğun kafasını bulandırmakta, “Galiba bir şeyler yolunda gitmiyor” hissini çocuğa geçirmektedir. Eksiklik ve telafi duygusuyla yaklaşılan çocuk, kızgınlıkla problemli davranış sergileyebilmektedir. Halbuki çocuk kadar ebeveynin de iyi zaman geçirmeye, ilişkilerinden keyif almaya ihtiyacı vardır.

Sorumluluklarınızı görev olarak algılamayın…

Yoğun iş temposundan sonra eve gelen anneyi, ev işleri, yemek hazırlığı, çocuğuyla kaliteli zaman geçirmek, kadın olduğu için kendi özbakımını yapmak gibi pek çok görev beklemektedir. Burada sorun, sorumlulukların “görev” olarak algılanmasıdır. Özellikle “çocuk istiyor” diye bir aktivitenin yapılması zorunluluğu, bu duygunun çocuğa geçmesi, çocukta sıkıntılı bir süreç oluşturmaktadır. Çocukların en temel ihtiyaçları sevgi ve ilgidir; ancak bunun doğal şekilde verilmesi ve karşılığının alınması, anne-çocuk ilişkisinde temel güveni oluşturur; sürdürülürse de pekiştirir.

Çocuğunuzun sadece dersleri ile ilgilenmeyin…

Anne bir taraftan yemeği hazırlarken bir taraftan çocuğunun hatırını sorabilir. Bu anda “ne” sorduğunuzdan çok, “nasıl” sorduğunuz önemlidir. Çocuk ile konuşulurken diyaloğu aceleye getirerek, tüm gün okulda yaptıklarının raporunu almak doğru bir ilişki şekli değildir. Çocuğa kendi durumunu da anlatmak, işyerindeki yaşantılarını paylaşmak, karşılıklı etkileşim halini oluşturabilmek önemlidir. Böylece bir arada geçirilen tüm zamanlar kıymetli hale gelir.

Çocuğunuzun oyun isteğini gönülsüzce kabul etmeyin…

Eve geldiğinizde kendinizi yorgun hissediyorsanız, sadece çocuğunuz oyun oynamak istiyor diye, onu kırmamak için isteksizce kabul etmek yerine, çocuğunuza durumunuzu anlatıp, dinlenme isteğinizden bahsedebilmelisiniz. İlk başlarda bu durumu kavrayamasa da annesi ile keyifli ilişkisi olan çocuklar, bu hayal kırıklığını kabullenip, beklemeyi becerebilecektir.

Sebze yemek istemeyen çocuğunuzla inatlaşmayın…

Çalışan annelerin en büyük hataları, zamanın sınırlı olmasına takılıp, yapılması gerekenleri aceleyle halletmek istemelerinden kaynaklanır. İş yaşamında aktif rol alan anneler, vakitsizlikten dolayı, belirledikleri şablonlara aile üyelerinin o zaman çerçevesinde uymasını beklerler. Halbuki sebze yemek istemeyen çocuğa, illa ki o akşam sebze yedirmeye çalışmak, inatlaşmak ve tartışmak yerine, hoşgörüyle yaklaşıp keyifli vakit geçirmek çocuk için daha doyurucudur. Hafta sonları çocuğun ilgi alanına giren aktiveleri beraber gerçekleştirmek de çocuğu mutlu edecektir.

Uzm. Psikolog Sevda YURTSEVEN
Memorial Hizmet Hastanesi

Share.

About Author

Leave A Reply