Çocuğun beyin gelişimine darbe: Televizyon!

0

Çocuğunuz özenerek yaptığınız sebze çorbasını nazlanmadan içsin, durmaksızın ağlıyorsa bir an önce sussun, işlerinizi bitirirken oyalansın ya da misafir gelecek aman evi dağıtmasın diye televizyonu kurtarıcı olarak mı kullanıyorsunuz? O halde bugün beyaz ekranın karşısında saatlerce oturttuğunuz çocuğunuz, ileride miskin, asosyal, konuşamayan, yeme bozukluğu ve iletişim eksikliği olan, yaratıcılıktan uzak ve odaklanamayan biri olarak karşınıza çıkarsa, sorumlusunu uzaklarda aramayın!Medical Park Bahçelievler Hastanesi Nöroloji Uzm. Dr. Gülten ÖZDEMİR anlattı.

Yapılan bir araştırmada, televizyon izleyerek vakit geçiren 6 – 8 aylık çocukların, izlemeyenlere göre günde 6-8 kelime daha az öğrenebildikleri ve beyin gelişimlerinin izlemeyen çocuklara göre yavaşladığı saptanmıştır. Yani televizyon, 2 yaş altı çocuklarda konuşma becerisini zedeleyip, iletişim, öğrenme ve konsatrasyonu olumsuz yönde etkileyip, dikkat dağınıklığına yol açması nedeniyle, bu yaş grubundaki çocukların televizyon seyretmelerine izin verilmemelidir. Annelerin ve bebek bakıcılarının televizyonu kendi yerlerine bakıcı, susturucu ve yemek yedirirken dikkat dağıtıcı olarak kullanmaları, erişkin yaşamda potansiyel miskinlik, hareketsizlik, egzersiz kısıtlılığı ve yeme bozukluklarına neden olmaktadır.

Bazı ülkeler yasaklıyor

Oyun sırasında, arka planda televizyonun açık olması bile çocuğun odaklanmasına olumsuz etki eder. Bazı ülkelerde, televizyonun beyin gelişimini yavaşlattığı gerekçesiyle, 3 yaş altı çocukların televizyon izlemesi konusunda ciddi kısıtlamalar getirilmiştir. Amerika’da yapılan bir araştırmada, çocukların haftada ortalama yirmi dört saat televizyon izlediklerine ve bu sürenin haftada bir tam güne denk geldiğine dikkat çekilmiştir. Yani çocuk, beş yaşına geldiğinde, bir üniversite öğrencisinin dört yıl boyunca okulda geçirdiği zaman kadar süreyi televizyon izleyerek harcıyor olacaktır!

Televizyon izlemek, çocukların zihinsel gelişimini olumlu yönde etkileyen anne veya bakıcısıyla yüz yüze etkileşim, iletişim kurmayı öğrenme ve yaratıcı problem çözebilme yeteneklerini de zarara uğratıyor.

Oyun oynayın, masal okuyun

Tüm bu nedenlerle, anne babaların bu yaş grubu için televizyon izleme konusunda, çocukların psikomotor ve psikososyal gelişimi için sınırlamalar getirmeli. Ebeveynlerin veya bebek bakıcılarının, televizyon yerine çocukla birebir vakit geçirme, oyun oynama, konuşma, sevgisini gösterme, gezme- dolaşma, diğer çocuklarla iletişimini sağlama, masal anlatma vs. gibi faaliyetleri yapmaları daha yerinde olacaktır. 3-4 yaşından sonra televizyon izlemeye ciddi sınırlandırmalar getirmeye devam edilmeli, çocuk gelişimine zarar vermeyen programlara karşı seçici olmalıdır. Çocukların odalarına bizzat televizyon konulmamalı, toplu ve birlikte seyredilebilecek (oturma odası gibi) ortamlarda televizyon olmasına dikkat edilmelidir.   Çocukların televizyon gibi cansız bir varlığın karşısında, duygusal ve sosyal uyarıdan uzak kalarak, sevgiden ve bağlandığı kişiden uzak, konuşmasına, bakışına, kahkahasına karşılık alamadığı, sert ve soğuk bir varlık karşısında, psikososyal gelişimi yetersiz ve eksik kalacaklardır.

Altı yaşından büyük çocuklar için tehlike

Altı yaşından küçük çocuklar, televizyonda gördüklerinin gerçek olmadığını anlayamaz ve gerçek ile hayali ayırmakta güçlük çekerler. Ayrıca neden –sonuç ilişkilerini de kavrayamazlar, soyut düşünemezler. 6-9 yaş grubu çocukların, kendileri ve sosyal değerler hakkındaki fikirleri, ekrandaki kahramanlar ve televizyondaki star gördükleri kişilerden etkilenip şekillenebilir. Yani davranış ve inançları televizyon karakterleri tarafından şekillenebilir. 9 yaş altı çocuklar, reklamların çok büyük etki gücü altında kalırlar, reklamlarda söylenenlerin doğruluğuna inanabilirler ve reklamlarda gördükleri şeyi aldırabilmek için anne babalarını iknaya çalışırlar. Çocuklar yanlış yönlendirilebilirler. Özellikle şiddet konusunda yanlış mesajlar çıkarabilirler. Örneğin şiddetin yararlı olabileceği konusunda, şiddet uygulayan kahramanlardan yanlış mesajlar alabilirler, şiddete karşı duyarsızlaşırlar, bilinçaltı şiddet duygularının yerleşmesine neden olabilirler, sorunları çözebilmek için saldırgan tutumlara yönelebilirler.

 

 

Share.

About Author

Leave A Reply