Çocuğunuzun seçtiği arkadaşlar!

0

Screen Shot 2016-02-04 at 1.53.47 PM

Çocuklarımızın kiminle arkadaş olacaklarını çok merak ederiz. İsteriz ki onlar bizim seçtiklerimizle oynasınlar. İsteriz ki onlar bizim beğendiğimiz cici çocuklarla arkadaşlıklar kursunlar.

Bizim arkadaşlarımızın çocukları vardır, çocuklarımıza akran olan. Onlar evimize misafirliğe geldikleri zaman eğer çocuğumuz odasında oynuyorsa hemen çağırırız: “Bak, kardeş geldi. Hadi beraber oynayın.” Bize şaşkın şaşkın bakar. ”Bu kardeş de ne? Benim değil ama kimin kardeşi bu?“ Siz hiç oralı olmaz ve kilitli kaldığınız noktadan hareket edersiniz: “Hadi oyuncaklarını ona da göster, beraber güzel güzel oynayın.” Çocuk yine şaşırır. Hiç tanımadığı birisiyle, hem de oyuncak vermecesine oynamak ha! Hem de güzel güzel oynamak! Yok artık bu kadarı da fazla yani. Kendini savunmak için ya misafir çocuğu ısırır ya da ağlar. “Valla ne olacak bunun hali bilmem. Babası gibi olacak, sosyal değil.” Bu sırada hem baba, hem de çocuk harcandı. Bir oda dolusu arkadaşınız geldiği zaman da aynı sahne tekrarlanır: “Gel çocuğum teyzelerine selam ver.” Kimin teyzesi onlar? Neden selam verilsin? Neden bildiği iki satır şiir için ortalarda maymun olsun? Sonra da “arkadaş edinemez bu!” cümlesini çocuğun üzerine çivi ile çakarlar.
Çocuklarınızın arkadaşları olacaktır. Kendi seçtikleri ile arkadaş olacaklardır, sizin seçtiklerinizle değil. Çocuğunuzun kiminle, daha doğrusu kimlerle arkadaş olacağının ipuçlarını yuvaya gittiği zaman görebileceksiniz. Yuvada hemen herkesin bir arkadaş grubu vardır ya da gruba girmeyip, ikili takılanlar da olur. Hareketli oyunları sevenler birbirlerini hemen bulurlar. Sakin sakin evcilik oynamak isteyenler de bu hareketli gruba hiç bulaşmadan bir araya gelirler. Çok az da olsa bunun tersi olamaz mı? Olabilir. Yani çocuk bazen bir kenarda durur ve kimse ile oynamaz. Yuva açılmış ve gruplar oluşmuştur ama biri kenarda durmayı sürdürüyor olabilir. İşte o zaman işimiz “neden” sorusuna sakin bir şekilde cevap aramak olmalıdır.

  • İlk akla gelen soru “bencil” olabileceğidir. Çocuklar grup oyunlarında liderleri severler ama sürekli olarak onlara zart-zurt edeni oyunlarına almazlar. Evin tek erkek çocuğu olarak oraya gelene kadar istekleri emir olarak karşılanmış olan bir çocuk, arkadaş bulmakta sıkıntı çeker.
  • ”Kendine güven”i olmayabilir. Evde baskın anne baba ile yaşayan ve kendisine hiç söz hakkı verilmemiş olan çocuklar, yuvanın özgürlüğü içinde kaybolurlar ve küçülerek, kimseye bulaşmayarak savunuya geçerler.
  • Anne ve baba ayrılmış olabilir. Kafasının içinde bin tane soru vardır. Kimse ile uğraşacak hali yoktur.
  • Yuvaya geleceği ve burada nelerle karşılaşacağı kendisine iyi aktarılmamışsa da kolay arkadaş bulamaz. “Ben nereye düştüm Allahım! Bu yaramaz çocuklarla yaşamak zorunda mıyım?” sorularına yanıt bulduktan sonra arkadaşları da olacaktır.
  • Yuvaya gelene kadar televizyon karşısında oldukça uzun zamanlar geçirmiştir. Filmlerde gördüğü kahramanlardan biri olarak, hazır bulmuşken, hemen bir iki kişiye tokat patlatmış veya farklı bir şiddet göstermiştir; o zaman da arkadaşsız kalır.

Yuva çağında bir çocuğun neden arkadaşsız kaldığını bilebilmek kolaydır. Grup lideri durumu gözleyebilir ve aile ile birlikte mutlaka bir çözüme ulaşılabilir. Nedenler ortadan kalkınca da sorun kendiliğinden çözülür. Sorunun çabuk çözümü için aileye düşen ilk iş sakin olmaktır.
İkincisi ise onları “neden” sorusu ile bunaltmadan dinlemektir. Dinlemek derken “etkin dinleme”den söz ediyorum. Siz fikirlerinizi öne sürmeden, akıl vermeden, yargılamadan, duygularını anlamaya çalışarak dinlemek. Çocuğunuzun size anlattığı olayların altında neler olduğunu görmeye çalışmak gerekir. Her gün yuvadan gelen çocuğunuza “Eeee bugün kiminle oynadın bakalım” diye sormak kadar onları bunaltan bir iş olamaz. Siz işten eve gelir gelmez evde o sırada bulunan büyüklerden biri size “Eee anlat bakalım, bugün kimlerle konuştun, kimlerle iş yaptın, ne yaptın?” dese… Soruyu sorana nasıl baktığınızı görmüş gibiyim. Aynı şey …Hiç fark yok.
Çocuklarınızı ve onların arkadaşlarını tanımanın yolu onları eve davet etmekten geçer. Evde davet vermeden önce dağınıklığa, yatak odasındaki eşyaların salona gelmesine, limonataların dökülmesine ve bağırtıya hazır olmalısınız. Onlarla birlikte evde olup da, her yaptıklarına karışacaksanız bu davetten vazgeçin. Arkadaşları eve çağırmanızdan maksat çocuğunuzu izlemek olmalı. Sizinle kurduğu ilişkiler, arkadaşları ile kurduklarından çok ama çok farklı olabilir.
İlkokula giden çocukların arkadaş seçimlerinde kriterler de değişir. Burada yine davetler ve grup gezileri sizin onları tanımanıza yardımcı olabilir. Kafanızdan geçen “bu çocukta ne buluyor ki? Neden onunla bu kadar sıkıfıkı acaba?” sorularını kafanızdan lütfen atın. Çocuğunuz kendi kriterleri ile kendine arkadaş buldu, sizin kriterlerinize göre size arkadaş bulmadı ki. İlkokuldan itibaren bir sporla ilgilenmesi, bir hobi edinmesi onlara arkadaş bulma konusunda oldukça yardımcı olacaktır. Birlikte binilen bisiklet, çıkılan yürüyüş, söylenen şarkı, oynanan tenis, arkadaşlıkları da pekiştirecektir.
Arkadaşlarının ailelerini tanımanızda da sayısız yararlar vardır. Bunu çocuğunuz daha yuvada iken yaparsanız, o büyüyünce bu isteğiniz ona aykırı gelmez. Zira liseye gitmeye başladığı zaman arkadaşlarını her zamankinden daha çok merak edeceksiniz. Size sözünü ettiği arkadaşları yuva ortamında görmeniz kolay. İlkokulda veli görüşmeleri bunun için ideal yerler. Onlarla tanışarak, çocuğunuzun arkadaş seçiminde ne kadar isabetli davrandığını görerek, ona daha çok güvenirsiniz. Belki siz de çocuklarınızın arkadaşlarının aileleriyle arkadaş olabilirsiniz.

İnsanlar çocukken, insanlar gençken çok çabuk arkadaş olabiliyorlar. Sonra zaman içinde kriterler, verilen değerler değişebiliyor. Merak etmeyin, sizin olduğu gibi çocuğunuzun da birlikte kikirdediği, birlikte ağladığı dostlar olacaktır. Bu arada size düşen çok önemli bir görev var, ona güvenin.

Share.

About Author

Leave A Reply