Çocuk beslenmesinde ana noktalar…

0

besle

 

 

 

 

 

 

Bebeklerin büyümesini etkileyen pek çok faktör var; ancak sağlıklı beslenmenin önemi her yaşta belirgin. Yetersiz ve dengesiz beslenen çocuklar daha çabuk hastalanırlar. Sık hastalanan bir çocukta da büyüme yavaşlar.

Bir çocuğun sağlıklı olduğunu gösteren en iyi kriter onun büyümesinin normal olması, mutlu ve sosyal olması, zihinsel performansının iyi olmasıdır. Beslenme yaşamın her döneminde sağlığın temelini oluşturur. Beslenmede amaç, çocuğun yaş, cinsiyet, fiziksel aktivite gibi çeşitli dış etmenlere göre gereksinimi olan enerji ve besin öğelerinin her birini yeterli miktarda alabilmek ve besinleri, besleyici değerlerini kaybetmeden hazırlayıp, tüketebilmektir. Normal bir büyüme için protein, karbonhidrat, yağ, sıvı, vitaminler, mineraller ve eser elementlerin yeterli miktarda ve dengeli alınması gerekir. Yetersiz ve dengesiz beslenen bir çocukta bağışıklık sistemi etkilenir ve enfeksiyona yatkınlık olur. Sık hastalanan bir çocukta büyüme yavaşlar, aktivite azalır, çocuk devamlı tedavi uygulanması sonucu mutsuz ve korkulu olur. Çocuğun iyi büyümesi ve gelişmesi için, sayısı 50’den fazla olan besin öğelerini alabilmesi ve kullanabilmesi gerekir. Özellikle ilk yaşta büyüme hızı yüksek olduğundan, enerji ve diğer besin öğelerine olan gereksinim, vücut kütlesinden beklenmeyen şekilde yüksektir. Yeterli beslenen bir çocukta, uygun seçim yapılmaz veya yanlış pişirme yöntemi uygulanırsa veya uygun koşullarda saklanmazsa bazı besin öğelerinde kayıplar olur ve çocuğun sağlığı bozulabilir. Bu duruma “dengesiz beslenme” denir. Yetersiz ve dengesiz beslenme sonucu zihnen ve bedenen iyi gelişmemiş, sağlıksız, yorgun, isteksiz ve hasta bireyler ortaya çıkar.
İlk on iki aydaki beslenmede bebeğin boyunun, kilosunun standartlara göre çok üst düzeyde olması değil; o bebeğin 50-60 yaşlara geldiğinde kalp damar sorununun olmaması, tansiyonun yüksek seyretmemesi, astım olmaması, nörolojik hastalıklara karşı daha korunabilir olması, diabet yatkınlığının olmaması, obez olmaması hedeflenmelidir. Doğumla gelen bazı genetik yatkınlıklar ancak yeterli ve dengeli beslenmeyle önlenebilir boyuta gelebilir. Bütün bu sağlıklı beslenme prensiplerinin uygulanmasının yanında temizliğin, sevginin, dokunuşun, bebekle güzel ve pozitif iletişimin, ona kaliteli zaman ayırmanın, bebeğin sağlıklı ve mutlu olmasında son derece önemli olduğu her zaman akılda tutulmalıdır. Bebek sevgi ve şefkat görmezse, okşanmazsa, kucağa alınmazsa, onunla konuşulmazsa, ne kadar iyi beslenirse beslensin sadece büyüme grafiklerine göre yüzde 75 persentillerin üzerinde, geleceğin muhtemel mutsuz ve özgüvenden yoksun, ama belki başarılı bireyleri olmaya aday olacaktır.

0 – 1 Yaşta Beslenme Şekilleri
Yenidoğan bebek için en uygun beslenme şekli “anne sütü ile beslenme”dir. Uygun ek gıdaların, uygun zamanda eklenmesi ile bir yıl ve daha uzun süre devam ettirilebilir.

Tek başına anne sütü ile beslenme: En kıymetli gruptur. Bebek sadece annesinin sütünü alır. Su dahil hiçbir şey verilmez. Sadece gerekli vitamin desteği yapılır. Her annenin sütü çocuğuna özgüdür. Anne sütünün yaklaşık yüzde 80’i sudur. Bu, bebeğin su ihtiyacını karşılar. Bu nedenle ilk aylarda bebeğe su verilmesi gereksizdir. Anne sütü tek başına verilirse içindeki hücrelerin fonksiyonu olumsuz etkilenmez. Altıncı aydan sonra su ve gerekli ek besinler verilmeye başlanmalıdır.

Ağırlıklı anne sütüyle beslenme: Temel besin kaynağı anne sütüdür. Bunun yanı sıra su, sulu içecekler, bitki çayları verilir. Bu tarz beslenme önerilmemektedir. Bebeğin ilk aylarda sadece anne sütü alması, ona gelecek hayatında da birçok avantaj sağlar.

Karışık beslenme: Anne sütüne ek olarak formula mamalar bebeğe verilir. Çünkü anne sütü yetmemektedir. Anne sütünün yetmediği durumlarda, anne sütü bileşimine en yakın bileşime sahip mamalar seçilmelidir.

Ek gıdalara başlama dönemi: Anne sütü yeterli olan bebeklerde 6. aydan sonra anne sütüyle birlikte, çocuğun gereksinimlerini karşılayacak şekilde ek gıdaların eklenmeye başlandığı dönemdeki beslenme biçimidir. Bu mamalar seçilirken anne sütünde de olan prebiyotik içerikli olanların tercih edilmesi uygundur.

Yapay beslenme: Anne sütü alınamayan durumdaki beslenme şeklidir.

Temel Besin Grupları
Et ve Yumurta: Kaliteli protein kaynaklarındandır. Özellikle demir ve B vitamininden zengindirler. Balık eti ayrıca iyot yönünden de zengindir. Küçük balıklar kılçığıyla yenildiğinde yüksek kalsiyum sağlarlar. Balık poliansatüre (çoklu doymamış) yağlar yönünden zengindir. Özellikle yüksek kolesterolü olanlarda tüketilmelidir. Yumurta, anne sütünden sonra biyolojik değeri en yüksek besindir. Ayrıca yumurta demir, vitamin A ve B’den zengindir. Bir yumurtada yaklaşık 6 gr protein vardır.

Baklagiller: Fasulye, nohut, mercimek, bezelye ve bakladır. Favizme neden olabileceği için erken bebeklik döneminde baklanın diyete ilavesi önerilmez. Hayvansal gıdalara göre daha düşük oranda bitkisel protein içerirler, ayrıca B grubu vitaminleri ve mineralleri içerirler. Tahıllarla birlikte tüketilirse protein kalitesi artar.

Süt ve süt ürünleri: Süt yüksek kalitede protein ve kalsiyum içerir. Ayrıca A ve B vitaminleri bakımından zengindir. Ancak demir ve C vitaminleri yönünden fakirdir. İnek sütüne 4. aydan önce başlamak diabet riskini yüzde 50 artırır. Besin alerjilerinin yüzde 20’sinden inek sütü sorumludur. Bu nedenle bir yaşından küçük bebeklerde inek sütü önerilmez. İnek sütünün fazla alınması çocukluk çağı demir eksikliği anemisi riskini artırır. Bir çocuk zenginleştirilmemiş inek sütü almayı sürdürürse her ay hemoglobin değeri 0.2 gr/dl azalır.

Sebze ve Meyveler: Vitamin ve mineraller yönünden zengindirler. Koyu yeşil yapraklı sebzeler ve parlak kabuklu meyveler özellikle tüketilmelidir. Sebze ve meyveler posa içerdikleri için mide ve barsak sistemi için de yararlıdırlar.

Tahıllar: Ucuz protein ve enerji kaynağıdırlar. Buğday, pirinç, mısır, çavdar, yulaf ve arpa bu grupta yer alır. Tahıllarda özellikle B grubu vitaminler, mineral ve posa vardır. Sindirimi kolaylaştırdıkları gibi, gelecekteki koroner kalp hastalıklarının gelişmesini önleyici etkileri vardır. İçerdikleri posa sayesinde kolesterol ve kan şekeri düzeyini dengelerler. Antikanserojen etkileri vardır. Bağışıklık sistemini güçlendirirler.

Besin Hijyeni
Özellikle ilk yılda çocuk ishalleri tüm dünyada önemli ölüm nedenlerinin başında gelir. Bu nedenle besinlerin temizliği ve saklanma koşulları son derece önemlidir.
Besinlerin hazırlanmasında su temiz olmalı, tercihen kaynamış su kullanılmalıdır. Besin taze tüketilmeli, kalan buzdolabında uygun koşullarda saklanmalı; buzdolabı yoksa bebek beslendikten sonra artan yiyecek atılmalı veya başkası tarafından tüketilmelidir. Saklama sırasında saklama kabının üzeri kapatılmalıdır. Bebeklerde besin hazırlanırken kullanılan malzeme, bir tencereye su konulup ağzı kapalı olarak kaynatılmalıdır. Kaynatma süresi beş dakikadan az olmamalıdır. Kaynatılan araç gereç, tencerenin ağzı kapalı olarak soğumaya bırakılmalıdır. Kullanılan malzemeler kolay ve iyi temizlenebilir nitelikte olmalı, girintili çıkıntılı olmamalıdır. Aşırı kaynatma besin öğelerinin kaybına neden olabileceğinden bebek besinlerinin buharda pişirilmesi tercih edilmelidir.

Günlük Beslenme Sayısı ve Bir Defada Verilecek Mama Miktarı
Anne sütüyle beslenen bir bebek ilk 30-40 günde her ağladığında emzirilmelidir. Günlük beslenme sayısı başlangıçta yüksek iken bir yaşın sonuna doğru giderek azalır. Bir yaşından sonra günlük beslenme sayısı ana öğün olarak ortalama üç kezdir. Bir yaşına kadar iki beslenme arasında geçen süre çocuktan çocuğa değişebilmekle birlikte ortalama 3 saattir.

Büyüme Beslenme Takibi
Bebeklerin büyümesi, genetik olarak belirlenmiş büyüme potansiyeline ek olarak beslenme, metabolizma, endokrin sistemi, doku ve organların cevabı gibi değişik faktörlerden etkilenir. Sağlıklı beslenmenin önemi her yaşta belirgindir.
Bir bebek için ilk 6 ay anne sütüyle beslenme idealdir, ancak belirli aralıklarla tartılan bebeklerde büyümenin duraklaması, ek besinlere başlanması gereğine işaret eder. Beslenme durumunun değerlendirilmesinde boy ve ağırlık ölçümlerinin yapılması temeldir. Boy-ağırlık ölçümleri dışında kritik vakalarda üst orta kol çevresi ve deri altı yağ ölçümleri de yapılmalıdır.
Çocuğun iyi beslendiğinin en iyi göstergesi yaşına uygun kilo artışıdır. Bir yaşına kadar bebek takibinde her ay kilo ve boy gelişimi ölçülmelidir. Arka arkaya iki ölçümde kilo almayan bir çocukta büyüme duraklamış demektir ve özel dikkat gerektirir. Bebeklerin ölçüleri alındıktan sonra büyüme – gelişme grafiklerine işlenmesi gerekir.
1993’te Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etüdleri Enstitüsü tarafından gerçekleştirilen araştırma, ülkemizde emzirmenin yaygın (yüzde 95) ve ortalama emzirme süresinin 12 ay olduğunu göstermiştir. Ancak iki-üç aylık bebeklere bile ek gıdaların başlandığı görülmüştür. Ayrıca, özellikle kırsal kesimde anne sütü alan bebeklerin yarısın da bir yaşına kadar hiçbir ek gıda başlanmadığı saptanmıştır. İdeal olan, 6 aya kadar sadece anne sütü verilmesidir. Bu süreden sonra anne sütü volüm ve bileşim olarak bebeğe yetemeyeceği için uygun ek gıdalar diyete eklenmelidir.
Bebeklerde beslenme hataları sonucu zayıflık – obezite, kısa boy gibi değişik sorunlar ortaya çıkabilir. Nitekim ülkemizde beş yaşına gelen çocukların 1/5’inin yaşlarına göre kısa boylu oldukları, yüzde 3’ünün boylarına göre zayıf oldukları, yüzde 20 kadarında belirgin büyüme, gelişme geriliği olduğu belirlenmiştir.
Sağlıklı bir nesil yetişebilmesinde dengeli, sağlıklı, düzenli beslenmenin çok önemli olduğu unutulmamalıdır.

 

Share.

About Author

Leave A Reply