Çocuklarımızın geleceğini çalmalarına izin vermeyelim!

0

Screen Shot 2016-01-07 at 3.14.55 PM

Son yıllarda tavuk eti ile ilgili çok çeşitli spekülasyonlar gündeme getiriliyor.  Dyt. Canan Aksoy aileleri uyarıyor; ”Çocuklarımızın sağlıklı ve kaliteli büyümesini etkileyen bu yanlış mesajlara kulak asmayın, çocuklarımızın geleceğini çalmalarına izin vermeyin!”

Çocuklar yaş grupları ne olursa olsun devamlı bir büyüme ve gelişme süreci içindeler. Enerji ve besin öğeleri ihtiyaçlarının karşılanması da, bu büyüme ve gelişme sürecine ayak uyduracak seviyede olmalı. Çocukların bu dönemi sağlıklı bir şekilde geçirebilmek için ihtiyaç duydukları en önemli besin öğelerinden birisi ise proteindir. Büyüme ve gelişmenin sağlanması dışında, sağlıklı ve kaliteli büyümeyi de yine proteinler sağlar. Son dönemlerde sıklıkla tavuk eti ile ilgili çok çeşitli spekülasyonlar gündeme getirilerek, topluma yanlış bilgilerin aktarılmasını eleştiren Diyetisyen Canan Aksoy, bu bilgi kirliliğinin bazı aileler üzerinde çocuklarıyla ilgili besin seçiminde kararsız kalma, çocuklarını değerli protein kaynaklarından mahrum bırakma noktasına getirdiğini söylüyor. Banvit’in desteğiyle İstanbul, Ankara, İzmir illerinde ebeveynleri gözetimindeki 751 çocuğa uygulanan anket sonuçlarında göre, çocukların yüzde 59’u günlük olarak yeterli protein alamıyorlar.

Anket çalışması ve çocuklarda protein tüketiminin önemi hakkında;
Banvit’in desteğiyle İstanbul, Ankara, İzmir illerinde ebeveynleri gözetiminde 751 çocuğa yapılan anket sonuçlarında göre çocukların yüzde59’u günlük olarak yeterli protein alamıyorlar. Oyun çağından ergenlik dönemi de dahil olan bir grup üzerinde yapılan anketin yaş ortalaması 8.
Ülkemizin ekonomik şartları düşünüldüğünde tavuk eti herkesin daha rahat satın alabileceği, kaliteli bir protein kaynağı. Tavuk eti çocuklar için gerekli olan elzem aminoasitlerin tamamını içerir, demir başta olmak üzere büyümenin devamlılığı için gerekli olan pek çok besin öğesini sağlar. Tavuk eti tüketiminin çocuk beslenmesinden çıkarılmasının veya azaltılmasının büyüme ve gelişmeyi farklı şekillerde etkilemesi (bodurluk – düşük veya yüksek kilo ) kaçınılmazdır.
Örneğin İstanbul – İzmir çalışmalarına katılan çocukların yüzde 29.9’unun kısa boy ve bodur diye nitelendirilen büyüme eğrilerinin içinde oldukları görülmüştür. Bu veri 2014 yılında yapılan Türkiye Beslenme Saha Araştırmaları verileriyle de uyumudur. 2.266 çocukta yapılan bu çalışmada 6-18 yaş grubunda yüzde 18.3 çocugun kısa boy aralığında olduğu yüzde 6.8’inin de bodur boy aralığında olduğu tespit edilmiştir. Sağlıklı boy aralığında olmayan cocukların oranı yüzde 25.1 bulunmuştur. Yeterli protein tüketmeyen çocukların boy uzamasının da yeterli düzeyde olması beklenemez.
Ankete katılan çocukların yüzde 21.9’u zayıf – çok zayıf değerlendirmesi içinde bulunmuştur. TBSA (Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması – 2014) çalışmasında da çocukların yüzde 14.9’u zayıf, yüzde 3.9’u çok zayıf skalasında bulunmuştur, zayıf – çok zayıf çocukların toplamı yüzde 28.8 olarak tespit edilmiştir. Dört çocuktan birinin zayıf – çok zayıf değerlendirmesinde olduğunu söyleyebiliriz. Şişmanlık kadar zayıflıkta dikkatle değerlendirilmesi gereken bir durumdur.

Ankara’da çalışmaya katılan çocukların yüzde 36’sının yaşa göre beden kitle indeksi değerlendirmeleri 85 ve 90. persentillerde bulunmuştur. Bu değerler çocukların kilolu veya obez sınıfında yer aldığını belirtir. Ankara’da yapılan çalışma sosyo – ekonomik olarak daha yüksek bölgede yapıldığı için şişmanlık sıklığı yüksek olarak tespitlenmiş olabilir.
Çocukların besin gereksinimleri üç yönden yetişkinlerden farklıdır. Enerji harcaması vücut ölçüsünün birimi başına yetişkinlerden oldukça yüksektir. Çünkü büyüme süreci önemli miktarda enerji harcaması gerektirir. Yeni dokuların yapımı, protein, mineral ve vitaminlere olan gereksinimini artırmaktadır.

Çocuklar ve protein
Çocukların protein gereksinimi yüksektir. Bedenin oksijen taşıma, mikroplarla savaşma, dokuları besleme gibi yaşamsal pek çok işlevi özel proteinler aracılığı ile gerçekleşebilir. Bu özel proteinlerin oluşturulması için de besinlerle yeterli protein almak gerekir. Çocukların sağlıklı büyüme ve gelişme gösterebilmeleri için proteinden zengin besinleri yeterince tüketmeleri gerekir. Günlük protein gereksiniminin yarıdan fazlası et, süt, yumurta gibi iyi kalite proteinden sağlanmalıdır.
Protein yetersizliği yalnız miktar yönünden değil kalite yönünden de önemlidir. Yetişkinler düşük kaliteli proteinlerle gereksinimlerini karşılayabilirler, fakat çocuklar için mutlaka bir miktar iyi kaliteli protein sağlanmalıdır. Çocukluk çağında besinlerle alınan azotun yüzde 33 – 39‘unun elzem aminoasitlerden sağlanması gerekmektedir. Yetişkinlerde bu oran yüzde15‘dir. Elzem aminoasitler yeterince vücuda alınmadığında vücut dokuları için protein sentezi yavaşlayacaktır.
Protein yetersizliği, vücudun protein dengesini eksi duruma getirir. Bu durumda vücut kendi dokularını kullanarak metabolizmayı sürdürür. Bunun sonucu olarak büyüme durur, sonra vücut ağırlığı azalmaya başlar. Vücudun direnci azaldığından hastalıklara yakalanma olasılığı artar, hastalıklar uzun sürer ve ağır seyreder. Protein yetersizliğinin en önemli nedenlerinden biri de ailenin gelir düzeyidir. Örneğin hayvansal protein kaynakları pahalı olmaları nedeniyle sıklıkla satın alınamaz.
Son dönemlerde gündeme getirilen tavuk ve ürünleri, süt ve ürünleri ile yumurtanın tüketilmesine ilişkin yapılan bir takım yanlış açıklamalarda protein tüketiminin yetersizliğinin sebeplerinden biri olmaktadır. Kırmızı et ve balık ekonomik sebeplerle satın alınması daha güçken, yumurta, tavuk ve süt gibi kıymetli ve elzem proteinleri içeren protein grubunun satın alınması ekonomik olarak daha kolaydır. Araştırmalar, ailedeki hayvansal protein yetersizliği ile malnutrisyon arasındaki ilişkinin çok önemli olduğunu göstermektedir. Bizim ülkemizde protein yetersizliği genellikle enerji yetersizliği ile birlikte görülmektedir. Küçük çocuklar halk diyetinin esası olan tahılları yeteri kadar yiyemedikleri ve diyetlerine kolayca sindirebilecekleri proteinden zengin et, tavuk, süt – yumurta gibi yiyecekler eklenmediği için enerji ve protein gereksinimleri karşılanamamaktadır. Bunun sonucunda ülkemizde özellikle köylerde ve kentlerin sosyo-ekonomik düzeyleri düşük gruplarında okul öncesi çocukların yüzde 10 – 42‘sinde büyüme geriliği görülmektedir.

Share.

About Author

Leave A Reply