Çocukların çizgi film dünyası…

0

Her geçen yıl, çocukların televizyon ve çizgi filmler karşısında daha uzun zaman geçirdiğine şahit oluyoruz. Hayatlarının en önemli aktivitesi televizyon ve çizgi filmler olmuş pek çok çocuk görmek mümkün. Çocuklar artık çizgi filmleri sadece izlemekle kalmıyorlar; kendilerini hedef alan pazarlama teknikleri sonucunda, evde ve okulda kullandıkları kalemleri, defterleri, çantaları ve oyuncakları da düşündüğümüzde, çizgi filmler hayatlarının her alanında önemli bir yer tutuyor. Daha altı aylıkken televizyonun karşısına oturtulan çocuklar, iki-üç yaşına geldiklerinde tutkulu birer çizgi film izleyicisi olabiliyorlar ve bu kolay çocuk oyalama yöntemi, onları duygusal, sosyal ve bilişsel anlamda olumsuz etkiliyor. Uzman Psikolog Aslı Benk anlatıyor.

Çocukların çizgi filmlerden nasıl etkilenebilecekleri, gelişim dönemleri ile belirlenen dikkat süreleri, bilgiyi işleme biçimleri, harcadıkları zihinsel çaba ve kendi yaşam deneyimlerine göre farklılaşmakta. Örneğin, 18 aylık bebekler kısa bir süreyle televizyona dikkat edebilirler; onlar için televizyondaki ışık ve ses, dikkat çekici etkendir. Henüz televizyondaki davranışları model alacak yaşta değillerdir. Ancak bu yaşlarda televizyon karşısında geçen zaman arttıkça, iletişim sorunları ortaya çıkmakta ve bilişsel gelişimi olumsuz yönde etkilemektedir. 2.5 yaşından itibaren, çocuklar gördükleri olay ve davranışları taklit etmeye başlarlar. Bu yaşlarda çizgi film karakterlerini taklit yaygındır. Dolayısıyla çizgi film karakterlerinden etkilenmeye başlarlar. 3-6 yaş arasında, çizgi filmlerden etkilenmeleri artar çünkü artık çocuklar çizgi film izlerken olayları anlamlandırmaya başlarlar. 6-11 yaş arasında ise çocukların dikkat, odaklanma gibi bilişsel fonksiyonlarının gelişmesi ile programın içeriğinin çocuklara daha fazla etkide bulunduğunu söyleyebiliriz. Bu yaşlarda çocuğun değerler sistemi oluşur, dolayısıyla seyrettikleri, çocuğun inanç ve değer sistemini etkiler. 12 yaşından sonra muhakeme yetileri gelişen çocuklar, içerikten daha az etkilenebilirler ancak çok fazla çizgi film dünyasında kalmak onların sosyal ilişkilerini etkiler. Çocukların çizgi filmlerden nasıl etkilendiklerini davranışlarına, duygularına, sosyal ve bilişsel gelişimlerine olan etkileri olarak dört başlık altında inceleyebiliriz.

1. Çizgi Filmlerin Çocukların Davranışlarına Etkisi
Şiddete eğilim: Birçok araştırma, özellikle şiddet içerikli çizgi filmleri izleyen çocukların şiddetten korkmadıklarını ve başkalarına karşı daha saldırgan ve zarar verici davranışlar gösterdiklerinin altını çizmiştir. Çocuklar, hayal ile gerçek kavramını tam olarak ayırt edemedikleri için taklit ederler. Düşmanca duygular taşımasalar bile, örnek aldığı karakterin saldırganca davranışlarını uygulamaya çalışırlar. Dolayısıyla çizgi filmlerin birçoğunda rastladığımız şiddet onların saldırgan davranışlar göstermesine neden olabilir.
Güvenli davranış azalması ve risk alma artışı: Özellikle 12 yaş öncesindeki muhakeme yetisi henüz gelişmemiş çocuklar, gerçekle hayal ürünü arasındaki farkı anlamakta zorlanırlar ve bu durumda ciddi güvenlik sorunları yaşayabilirler. Çizgi filmlerin içeriğinde olan uçma, yüksekten atlama gibi davranışların gerçek hayatta da yapılabileceğini varsayıp, bunları deneyebilir ve sağlıklarını riske atabilirler.

2. Çizgi Filmlerin Çocukların Duygularına Etkisi
Başkalarının acı ve üzüntülerine daha az duyarlı olmaları: Özellikle şiddet içerikli çizgi filmler seyreden çocukların, başkalarının acı ve üzüntülerine daha az duyarlı olmaları ve gerçek hayatta çevrelerindeki şiddet unsurlarından, gerektiği kadar rahatsız olmadıklarını gösteren araştırmalar bulunmaktadır. Bu durum onların sosyal ilşkilerini olumsuz etkileyecektir.
Olumsuz duygular hissetmeleri: Yapılan araştırmalarda şiddet içerikli çizgi film izleyen çocukların, yaşıtlarına göre daha gergin ve agresif oldukları gözlemlenmiştir. Yine bu çocukların, ebeveyn ve büyükleriyle ilişkilerinde daha gergin, sabırsız ve asi oldukları ortaya çıkmıştır. Bu durum, gereğinden çok televizyon seyreden çocukların, sosyal yaşamın içinde yeterince yaşama şansları olmayıp, yaşadıkları sorunları nasıl çözeceklerini bilemediklerinden gergin ve agresif oldukları şeklinde açıklanabilir.
Korku ve uyku sorunları: Yukarıda da bahsettiğimiz gibi çocuklar, özellikle 6 yaşından önce gerçek ile hayal ürünü arasındaki farkı net olarak anlayamadıklarından, çizgi filmlerde olan bazı karakterler onları kortutabilir, uykularını bozabilir. Bazen büyük korkuların altından, yaşına uygun olmayan ya da içeriği uygun olmayan bir çizgi filmin çıktığını görebiliyoruz.

3. Çizgi Filmlerin Çocukların Zihinsel Gelişimine Etkisi
Beyin gelişimi hem doğuştan getirilen özelliklerden, hem de çevresel faktörlerden etkilenir. Bu durumda, çocuklar için sağlıklı bir çevre yaratmak bizim elimizdedir.
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu: Yapılan araştırmalar, özellikle okul öncesinde uzun süreler çizgi film ve televizyon seyretmenin, dikkat eksikliği ve hiperkativite bozukluğuna neden olabileceğini göstermiştir. Örneğin, günde ortalama 3 – 4 saat televizyon (çizgi film) izleyen çocukların dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu geliştirme olasılıklarının, diğer çocuklara göre yüzde 30 ile yüzde 40 daha fazla olduğunu ortaya koymaktadır.

4. Çizgi Filmlerin Çocukların Sosyal Gelişimine Etkisi
Çizgi filmlerin karşısında gereğinden çok vakit geçirmeleri, çocukların zihinsel, duygusal ve bilişsel gelişimlerine olumsuz etki yaratırken, sosyalleşmelerine de olumsuz etkilerde bulunabilmektedir.
Sosyal ortamlara adaptasyon zorluğu: Yapılan araştırmalar, eğer dikkat edilmez ve engel olunmaya çalışılmaz ise izlenen çizgi film karakterlerinin, her geçen gün çocuğun dünyasına yerleşmeye başlayacaklarına ve çocuğu gerçeklikten koparıp, okul ve aile gibi çevrelerine adaptasyon sorunu yaşatacağına işaret etmektedir. Araştırmalarda, uzun saatler çizgi film izleyen ve o karakterlerle özdeşleşen çocukların, sosyal ilişki kurmada zorlandıkları ve yalnız olmayı seçtikleri görülmüştür.
Sosyal iletişim zorluğu: Televizyon, çizgi film ve bilgisayar karşısında uzun saatler geçiren, sosyal etkileşimi kısıtlanmış çocuklar, gerçek dünyada yeterince zaman geçirmedikleri için sosyal yaşamda önemli olan becerileri yeterince geliştiremeyebilir. Çizgi filmlerde, zaman zaman arkadaş ilişkilerinin nasıl kurulacağı, nasıl oyuncak paylaşılacağı gibi konularda mesajlar verilse de, paylaşmak, ilişki kurmak aslında hayatın içinde yaşayarak öğrenilir.

Share.

About Author

Leave A Reply