Gene Yaz Geldi!

0

©1998  EyeWire, Inc.

Her zaman, her yıl daha doğrusu “Tanrım, lütfen gelecek baharı da göreyim” diye dua ederim. Tanrı da 66 yıldır beni kırmadı (aslında gelecek bir yıl için de yaşamayı sağlamak adına küçük bir hile belki de bu.) Baharları severim ben. Hem ilkbaharı, hem de sonbaharı çok severim. Her iki baharda da renkler değişir. Her yaprak ve her dal ayrıca hoştur. İlkbahar ne kadar dirilişse, sonbahar da yeniden dirilişe o kadar hazırlıktır.

Ama durum siz veliler için çok değişik. Sizin için “gene yaz geliyor”. Yazın gelmesi demek, çocukların eve gelmesi demek oluyor. Peki, çocuklar evde yok muydu sanki? Varlardı ama, part-time varlardı. Sabah hop gidiyorlardı ve akşamüstü dönüyorlardı. Sonrasında da evdeydiler ama odalarındaydılar. Dersleri vardı. Ödevler yapılıyordu. Yemeğini yedin mi?”, “Derslerini çalıştın mı?”, “Terli terli su içtin mi?”, “Öğretmenin seni sevdi, değil mi?” sorularını sorarak, onlarla müthiş bir iletişim içinde olduğunuzu düşünüyordunuz. Kızmayın. Hayatınızdan emir cümlelerini çıkarın bakalım geriye ne kalacak? Neyse, “gene yaz geldi”. Çocuklar bütün kış kapalı yerlerde yaşadılar. Okul kapalı. Ev kapalı. Onları yüzme, buz pateni veya basketbol oynamaya gönderdiniz mutlaka. Çok iyi ettiniz. Klorlu sularda yüzdüler ve kapalı salonlarda kıkırdadılar veya koştular. Artık açık alanlara çıkma vakitleri geldi. Nereye?

Aslında dışarıya çıkmalılar. Açık alanlarda olmalılar. Onların temiz hava almalarını sağlayacak ortamları bulmalıyız. Gene yüzmeye gidebilirler. Bu sefer kapalı salonun dışında olur bu. Açık alanda basketbol da oynayabilirler. Olanak varsa yelken yapabilirler. Olanak varsa internette değil, suda sörf yapabilirler.

Eğer çalışıyorsanız ve sizin de izin durumunuz uygunsa, bir köyde ev tutabilirsiniz. Çok mu uçuk? Bence hiç de değil. Sizler doğal gıdalarla beslenirsiniz. Çocuklarınız da köyde diğer çocuklarla oynar ve serpme ile kuşların nasıl avlanacağını ve sonra salıverilince nasıl uçtuklarını, arı sokunca sürülen sarımsakla kaşıntının çabuk geçeceğini, derede balık avlamanın keyfini, köy köpeklerinin labradorlardan farklı olduğunu öğrenir. Başka bir hayatın varlığını bilirler ve öğrenirler. Üstelik köylerde hala ip atlanıyor. İnternetten başka bir hayat var. Hiçbir şey sanal değil, hepsi gerçek. Çocuklar kavga ederken birbirlerinin gözlerine bakıyorlar. Meydanlarda hala yakan top oynanıyor.
Köy projesi zor mu geldi? Tamam o zaman, anneanne veya babaannenin yazlığına yollayın. Ama mutlaka, çocuğunuza “en az karışılması” gerektiğini söyleyin büyüklerinize. Bir de dikkat etmeniz gereken en önemli nokta, gittiği yerde internet olmaması. Kitap okuyabilirler, denize girebilirler, arkadaşları ile koşmaca oynayabilirler, dedikodu yapabilirler ama temiz havada ve internetsiz bir ortamda olurlar. Çocuğunuzla sakın tatil köyüne gitmeyin. Hele 11-12 yaşlarında ise sizin taleplerinizle onunkiler hiç çakışmaz ve sürekli didişirsiniz. Tatil köyünde herkes kendi aleminde olacaksa buna bir diyeceğim yok. Ancak bu sanırım olanaksız. Siz büyük bir ihtimalle kendi aleminizde değil, çocuğun aleminde olacağınız için sonuç hüsran olabilir. Demedi demeyin.
Bir proje daha var: Madem ki “gene tatil geldi”, çocuğunuzu bir kampa gönderebilirsiniz. Bu kamp yurt dışında da olabilir. Var öyle kamplar. Hem trekking yapacaklar, hem bisiklete binecekler, hem yüzecekler, hem de arkadaşları olacak ama internet olmayacak. En önemlisi de sizden uzak olacaklar. Kendi kararlarını kendileri verecekler, emir cümleleri olmadan yaşayacaklar. Okulda öğrendikleri ikinci dilde de iletişim kuracaklar. Uluslararası dostluklar edinecekler.

Pek çok kitap okuduğunuzu ve çocuğunuza nasıl davranmanız gerektiği konusunda okuduklarınızla çok bildiğinizi düşünseniz bile, bunu içselleştiremiyorsanız, okuduklarınızı çöpe atın. Hain bir cümle oldu değil mi? Okumak ve bilmekle, uygulamak bambaşka eylemler. “Ne yapayım, ben uygulayamıyorum, çünkü kıyamıyorum” demek, biliyorsunuz sizi kurtarmıyor.

“Gene yaz geldi.” Kendinizi kontrol etmeniz için bir şans daha doğdu size. Ama siz çok meraklı bir anne olarak çocuğunuzu gözünüzün önünden ayırmayacaksanız ve hep, “üşüdün mü?”, “terledin mi?”, “arı mı soktu?”, “köpeklere yaklaşma!”, “orası mikropludur!” diyecekseniz, evde oturun. Çocuğunuzu da evde oturtun. Üstelik kapıları da sıkı sıkı kapatın ki, aman kimseler sızıp da eve gelmesin, gelmeye kalkışmasın.

“Gene yaz geldi”… Gözlerinizi kapatın, denizin sesini duyun, dalgalara kaptırın kendinizi… Sakin olun, çocuğunuz sizi seviyor.

Share.

About Author

Leave A Reply