Öğrenmeyi öğretmek!

0
©1998  EyeWire, Inc.

©1998 EyeWire, Inc.

Aileler, çocukları yuva yaşına geldiği zaman, hangisinde İngilizce öğretiliyor, hangisinde bilgisayar var, hangisinde bale var diye yuva yuva gezmeye başlarlar. Bunlara itiraz ettiğim için lafa buradan başlamadım. Sadece iyi bir yuvanın kriterleri içinde daha farklı şeyler aranması gerektiğine inanıyorum.

Ben olsam velinin yerinde, öncelikle ”çocuğum bu yuvada öğrenmeyi öğrenir mi acaba” diye sorgularım. Öğrenmek bizim pek de önem verdiğimiz bir eylem değil. ”Öğrenip de ne olacak “deriz genellikle. Zaman, değerlerin alt üst olduğu zamandır. Bilmenin önemi üzerinde durulur da öğrenmenin değil. Ama öğrenebilmek çok önemlidir. Bilgi vardır. Bilgi her yerdedir ama bu bilgileri içselleştirmek, öğrenmektir. Yerde yatan yaralıya ilkyardımı bilmeyenlerin dokunmasının sakıncalı olduğu bilgisi herkeste vardır ama “bir el verin de kaldıralım. Bir şey olmaz” diyen çoktur. İşte o “bir şey olmaz” diyenler öğrenemeyenlerdir. Neden çocuklarımız öğrenemeyen büyükler olsunlar?
Kim öğrenir o zaman? Merak eden öğrenir. Ne kadar basit! Ama merak etmeyi de öğrenmek gerek. Bu da işte 0-6 yaş arasında olur. Çocuklar yuvanın bahçesinde buldukları karınca veya böcekleri uzun uzun incelerler. Grup liderleri de onlara katılarak sorularını yanıtlarsa çocuklar öğrenirler. Parmak boyası yaparken sarıyı kırmızıya, yeşili turuncuya katarlar. Elde ettikleri renkleri gördükçe de kendilerinin sihirbaz olduklarını düşünerek çığlıklar atarlar, öğrenirler. Topun yuvarlak olduğunu, masanın kare veya dikdörgen olduğunu öğrenirler. Sorarlar, sorgularlar. Biz büyükler de onlara hep ”amma da çok soru sordun”,”sürekli sorup durma” diyerek merak etmenin ne ağır bir iş olduğunu hatırlatırız.
Çocuklarımız neyle uğraşırlarsa uğraşsınlar onları yüreklendirmeliyiz. Ama onlardan kendi çocukluğumuz veya gençliğimizde yapmak istediğimiz ama yapamadığımız işlere sardırmalarını beklememeliyiz. Yuvalarda bale yapan tombul kızlar görünce üzülüyorum ben. Anneleri belki farkında belki de değil ama çocukları da üzülüyorlardır. Bale zarafettir. Ama zarif olmak için mutlaka bale yapmak gerekmez; gerekmemelidir de . Sonra birkaç hareket öğrenmek değil, müziği ve müziğin içimizde yankılanmasını da yorumlamaktır bale. Eğer daha sonra konservatuara gitmeyecekse bale neden? ”Sen de ukalalık etme, ne öğrensin çocuklar?” diyorsanız hemen cevap vereyim. Yine kulağını da terbiye edecek olan ama daha rahat davranacağı ve istediği her yerde uygulayabileceği baleye alternatif olarak dans. Siz bilirsiniz ama ailece katılınabilecek bir aktivite işte bu!
Çocuklarımız bir müzik aleti çalsın diye de hem kendimizi hem de onu üzeriz çoğu zaman. Bu da içten gelen bir şeydir veya örnekleme ile olur. Hiç kimsenin çalıp söylemediği bir evde çocuk nasıl çalıp söylesin ki? Bazı okullarda müzik dersinde öğretmen çocukların flüt çalması konusunda ısrarlıdır. Bu benim ve oğlumun da başına geldi. Flütü aldık ama çalmak ne mümkün. Zira benim oğlum sol elini kullanıyordu ve enstrüman ters geldi. Ben ise senesini bile hatırlamadığım zamanlarda mandolin çalmıştım. Sonuçta öğretmen benim şimdilerde klasik müzik dinleyen ve ney üfleyen oğlumu o zaman yeteneksiz ilan etmişti.
Neden daha kolay olan başka dalları da merak etmesini sağlayacak olan uğraşlara yöneltmeyiz acaba çocuklarımızı? Kart kolleksiyonu yapmak gibi, yaprak, istiridye kabuğu ve küçük taşları toplama gibi. Bu uğraşlar kolay ve bir o kadar da keyiflidir. Toplanan çiçekleri kurutmak ve kuruyan çiçeklerin altlarına adlarını ve bulundukları yer ile tarihi yazarak saklamak bitmeyen bir iştir. Maketler yapmak, kanaviçe yastıklar işlemek, kutular boyamak, kutular yapmak, bonzai yetiştirmek, koleksiyonlar yapmak, insanın kendisini geliştirmesi için gerekli olan uğraşlardır.
Bu konulara öğrenmekten geldik. Öğrenmenin yollarını bilen çocuklarımız birer birey olarak önce kendilerini öğrenecekler, kendi isteklerinin farkına varacaklar ve yetenekleri doğrultusunda istedikleri uğraşlara yönleneceklerdir. Ailelere düşen önemli bir görev var bu sırada, karışmadan izlemek ve merak duyabileceklerini düşündükleri uğraşlar için onları zorlamadan yolları açmak.
Sonra büyüyünce sorarlar “Boş vakitlerinizde ne yaparsınız” Cevap: “Kitap okurum.” Kitap okumak bir boş vakit işi değildir. Hobileri olan insanların boş vakitleri de yoktur.
Sevgili anneler ve babalar, sizler hobi olarak ne yapıyorsunuz? Bale mi yoksa bilgisayarda chat mi?

 

Share.

About Author

Leave A Reply