Sen küçüksün, daha büyümedin!

0

katkisiz-sevgi-kardes-kiskacligi

 

 

 

 

 

 

 

 

Çocuklar anne ve babaları tarafından canları istedikleri zaman büyütülür, canları istedikleri zaman da küçültülürler. Bu doğal olarak çocuğa iyi gelmeyen bir durumdur. Ama çocuklar bu konuda ne yazık ki çaresizdirler.

Kardeşi ile oyuncaklarını paylaşmak istemeyen abla veya abiye: “Sen büyüksün, akıllı ol. Ver bakalım kardeşine” denir. Akşam yemekte fikrini söylemek isterse aynı çocuk, “Sen daha çok küçüksün karışma her lafa” diyerek susturulur. Ben kendimi o çocuğun yerine koymak istediğim zaman, içimi öfke bürür çocuk adına. Haykırasım gelir “Neyim ben? Bir ahir zaman cücesi miyim?”
Çocuklar nasıl davransın o zaman? Misafirlikte büyüyecek, evde küçülecek. Kardeşi ile oynarken büyüyecek, fikrini söylerken küçülecek. Arkadaşına gitmek istediği zaman küçülecek, evde ödevleri yaparken büyüyecek. Tüm bu durumlara da kendisi karar veremeyecek, küçük ya…
Size iş yerinizde bu şekilde davranıldığını düşünsenize. Düşünmek bile istemezsiniz bu kabusu ama düşünmeye çalışın. Bazı konularda fikriniz alınıyor ve yere göğe konulamıyorsunuz. Bazı zamanlarda ise size hiç fikir sorulmuyor bile. Hatta görmezden geliniyorsunuz. İnsan değersizlik hissine kapılır. İlk fırsatta da daha iyi karşılanabileceği bir iş aramaya başlar. Çocukların daha iyi aile arama şansları da yok.
Çocuklarımızla iletişimimiz ilkeli olursa, o zaman bu sorunlardan söz bile edilemez. Nedir ilkeli olmak? Hep aynı dili konuşmak ve hep aynı tavır içinde olmak ilkeli olmaktır. İlkeli olmak kafaları karıştırmaz. Güven verir karşı tarafa. En çok hangi arkadaşınızla rahat ettiğinizi düşünün. Bir öyle, bir böyle davranmayan arkadaşlarınız sizin rahat ettikleriniz olmalı. Çocuğunuzun da size güvenmesi için bir öyle bir böyle davranmamalısınız. Çocuğunuz yaşının çocuğudur. Bir büyük bir küçük değildir. Çocuğunuzun yaş özelliklerini bilir, onu da tanır ve fark ederseniz, zaten onun ne kadar büyük olduğunu görürsünüz.

Çocuklar sürekli olarak kendilerine bebek muamelesi yapılmasından hoşlanmazlar. Fikirleri vardır. Bu fikirlerini paylaşmak isterler. Dinlersiniz ve neden katılıp, neden katılmadığınızı da açıklarsınız. Siz böyle davrandığınız zaman çocuğunuzun da büyüdüğünü ve sorumlu kararlar alabildiğini göreceksiniz. Çocuklar sürekli olarak kendilerine bebek muamelesi yapılmasından hoşlanmazlar amaaaaaa bundan çıkarları olduğunu anladıkları zaman da bebeklikten hiç çıkmazlar. Bebekler sofrayı kurmazlar, bebekler evde yalnız da kalamazlar. Bebekler annelerinin kucağından aşağı inmezler, bebekler yalnız da yatamazlar. Bebekler muhtaçtırlar. Muhtaç oldukları için de anne ve baba hep onların yanındadır. 6-7-8 yaşlarındaki bir çocuğa hala bebek gibi davranırsanız, sevgiyi bu şekliyle benimseyip, bildiği için yetişkin gibi davranamaz. Davranmaz. Yetişkin olmak işine gelmez. Oysa hepimiz, anne ve babalar olarak çocuklarımızın yetkin birer yetişkin olmasını istemekteyiz. Yetkin yetişkinden, kararlarını kendisi alabilen ve de aldığı kararlara sahip çıkan kişiyi kastetmekteyiz.
Çocuklarımız bizim arkadaşlarımız değiller. Hani bazen denir ya “vallahi kızımla arkadaş gibiyiz”. Kızınız sizin arkadaşınız değil. Erkek çocuklar da babalarının arkadaşları değiller. Çocuklarımız bizim çocuklarımız, arkadaşlarımız değil. Bizim onlara karşı sorumluluklarımız olduğu gibi onların da bize karşı sorumlulukları var. Yukarıda verdiğim örnekte olduğu gibi, kardeşi ile oyuncaklarını paylaşmasını istediğiniz abla veya abiye sorumluk değil, emir vermiş oluyoruz. Oysa onun da yaşını ve duygularını hesaba katsak, ondan nasıl bir fedakarlık istediğimizi anlayabiliriz.
Kardeşi ile oynarken büyük, arkadaşına gitmek istediği zaman küçük; su dolu bardağı masaya döktüğü zaman büyük, sofrayı kurmak istediği zaman küçük; okula giderken büyük, evde yalnız kalmak için küçük olan çocuklar gerçekten büyük oldukları zaman sizce nasıl davranırlar? Büyükmüş gibi mi, küçükmüş gibi mi, büyümüş de küçülmüş gibi mi, yoksa hiç yoklarmış gibi mi? Yoksa MIŞ gibi mi?

 

Share.

About Author

Leave A Reply