Süt içelim, içirelim…

0

 

kskfo093

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dünyanın en büyük 10 süt üreticisinden biri olan Türkiye’de süt içme alışkanlığı Avrupa ülkelerine oranla oldukça düşük! Ortalama ayda yalnızca 5 bardak süt içiyoruz, ancak uzmanlar günde iki bardak süt içmemizi öneriyor.

Verilere göre maalesef süt içmiyoruz. Gelişmiş ülkelere baktığımızda İrlanda, Finlandiya, İngiltere ve İspanya’da kişi başına içme sütü tüketimi 100 litrenin üzerinde. Fransa’da 68, İtalya’da 63, Yunanistan’da da 65 litre düzeyinde gerçekleşiyor. Ülkemizde ise yıllık kişi başı süt tüketimi sadece 24 litre civarında. Türk halkı günlük ortalama yalnızca 66 gr süt içiyor. Yani ayda yalnızca 5 bardak.

Gıda Güvenliği Derneği, 21 Mayıs Dünya Süt Günü farkındalık çalışmaları kapsamında yaptığı basın açıklamasında ülkemizdeki süt tüketiminin Avrupa ülkelerine kıyasla daha düşük olduğuna dikkat çekti. Gıda Güvenliği Derneği Başkanı Samim Saner, özellikle büyüme ve okul çağındaki çocuklar için sütün önemini belirterek sağlıklı süt ve süt ürünlerinin çocukluk döneminde hem fiziksel hem de zihinsel büyüme ve gelişme açısından önemli bir rol oynadığını belirtti. çocukluk döneminde süt içimi kemik sağlığının gelişimi ve ileri yaşlarda korunması açısından son derece önemlidir.

Belirlenmiş sağlık sorunu olan kişiler dışında, herkesin süt içmesi gerekir. Tüketimin erişkinler için az yağlı ya da yağsız süt olması yönünde öneriler bulunmaktadır. Gıda Güvenliği Derneği başkanı Samim Saner, sadece süt tüketiminin değil “sağlıklı süt tüketimi” konusunda bilinç yaratılması gerektiğini de vurguladı:

“Son zamanlarda halk arasında pastörize ve UHT sütlere karşı son derece yanlış ve bilimsel olmayan  bir algı yerleşmeye başladı. Oysa ki  ısıl işlem uygulamasına tabi tutulmayan çiğ süt tüketimi, sağlığa zararlı birçok bakterinin de vücuda alınması ve beraberinde birçok hastalığa davetiye çıkarmak anlamına geliyor. Sağlıklı ineklerin süt bezlerinden salgılanan sütte ilk aşamada zararlı hiçbir bakteri bulunmaz iken sütün salgılanmasından sonra hayvanlarda sütün geçtiği meme kanalları, meme ucu gibi yerlerde yaşayan bakteriler süte karışabiliyor.  Ayrıca, sütün temiz olmayan koşullarda sağılması ve uygun olmayan sıcaklık derecelerinde saklanması gibi pek çok çevresel etken de çiğ sütte insan sağlığına tehdit oluşturabilecek bakteri bulunmasına yol açabiliyor. Bu mikroplardan bazıları; verem hastalığına yol açan mikrop, hamile kadınlarda düşüklere neden olan Brucella (brusella) cinsi bakteri, bağırsaklarda ishalli hastalıklara yol açan hatta ölüme neden olabilen E-coli (Ekoli) cinsi bakteriler, çeşitli enfeksiyonlara yol açan bakteriler, Q humması olarak adlandırılan hastalığa yol açan etkenlerdir. Kaynağını bilmediğimiz veya bilinçsizce dezenfekte edilmeye çalışılan çiğ sütlerde, zararlı mikroorganizmaların yanı sıra çamaşır sodası, antibiyotik gibi zararlı kimyasallar ve karbonat, nişasta gibi yabancı maddeler içerebilir. Açıktan alınan sütlerin kaynatılarak mikroplarının yok edilmesi düşünüldüğünden, kaynama işlemi ile (95-100˚C’de) 15 dakika içindeki mikropların çoğu yok olurken sütteki son derece yararlı vitamin ve mineraller de yok olur. Sokak sütünün içinde bulunma riski olan kimyasallar ise kaynatılarak yok edilemezler. Bu nedenle açıkta satılan sütlerde her zaman sağlık açısından bir risk bulunur” dedi.

Birçok kişinin sokak sütlerini organik diye satın aldığını belirten Samim Saner dikkat edilmesi gerekenleri şöyle anlattı: “Gıdaların organik olma kriterleri Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yayınlanan yönetmeliklerle belirlenmiştir ve yalnızca bakanlık tarafından  “organik logosu” kullanılmasına izin verilen sütler organiktir. Organik süt satın almak isteyen tüketicilerin aldıkları ürünün ambalajında bu logoya dikkat etmeleri gerekir. Bu logoyu taşımayan hiçbir ürün bakanlık tarafından onaylanmış kategorideki “organik ürün” sınıfında  değildir. Buna sokak sütleri de dahildir”.

 

Share.

About Author

Leave A Reply