Yaşam biçiminiz doğurganlığınızı etkileyebilir…

0

Gerekli sağlık kontrollerini yaptırdınız ve hamile kalmanıza engel herhangi bir durum olmadığını öğrendiniz. Ama uzunca bir süredir denemenize rağmen hamile kalamadınız. Sadece sağlık durumunuzun değil, yaşam biçiminizin de doğurganlığınızı etkileyebileceğini biliyor muydunuz? Amerikan Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzm. Doç.Dr. Bülent URMAN uyarıyor.

Sigara içme

Sigara, doğurganlığı ve yardımla üreme tedavisini en fazla etkileyen yaşam biçimi faktörlerinin başında gelmektedir. Sigara içenlerde kısırlık riskinin normal populasyona göre 1,6 kat fazla olduğu bildirilmektedir. Erkek sigara içtiğinde mikro enjeksiyon ve tüp bebek şansı azalmaktadır. Tedavideki pasif içicilerin de benzer risk altında olduğu bildirilmektedir.

Obezite

Obezite, kadınlarda yumurtalık üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle, adet düzensizliği, adet görmeme, yumurtlama ile ilgili sorunlar, erkeklik hormon düzeylerinde artış, kız çocuklarında ilk adetin erken olması, polikistik over sendromu, düşük riskinde artış, yardımcı üreme tekniklerinde düşük gebelik oranları gibi sorunlara neden olarak doğurganlık şansını düşürmektedir. Obezitenin yardımcı üreme teknikleri tedavisi üzerinde de olumsuz etkileri olduğu gösterilmiştir. Yumurtalıklarda yumurta gelişiminin uyarılması için daha fazla dozda ilaca gereksinim vardır. Yetersiz folikül gelişimi nedeniyle daha sık siklus iptali olabilir. Daha az sayıda yumurta elde edilir. Gebelik için denenen siklus sayısı artar.

Zayıflık

Fazla kilolar kadar aşırı zayıflığın da doğurganlık üzerinde olumsuz etkileri bulunmaktadır. Beden kitle indeksi 19’dan küçük olan kadınlarda, gebelik için beklenen zamanın 4 kat daha fazla olduğu ve gebelik için ortalama 29 ay bekledikleri bildirilmiştir. Gebelik için beklenen bu süre normal BKİ’li kadınlarda 6-8 aydır. Erkekte ise beden kitle indeksi 20’den az olduğunda sperm kalitesinin azaldığı bulunmuştur. Aynı zamanda kadınlarda zayıflığın gebelikte bebekte gelişim geriliği ve gebelik kayıpları ile ilişkili olduğu görülmüştür.

Egzersiz

Sağlıklı beslenme ile birlikte düzenli egzersizin genel sağlık durumunu iyileştirdiği ve normal kilonun korunmasını sağladığı düşünülmektedir. Egzersizin insülin duyarlılığını arttırarak ve yumurtalık fonksiyonlarını düzenleyerek gebelik şansını yükselttiği iddia edilmektedir.

Kafein

Kafeinin doğurganlık üzerine etkisi, son zamanlarda çok araştırılan konulardan biridir ancak sonuçları tartışmalıdır. Normal, sağlıklı bir yetişkinde orta düzeyde kafein alımının risk oluşturmadığı belirtilmektedir. Günde 7 fincan ve üstü kahve ya da çay tüketiminin doğurganlığı olumsuz yönde etkilediği bildirilmektedir.

Alkol

Haftada 7-8 bardak alkolün doğurganlığı belirgin şekilde azalttığı, hatta haftada bir bardak alkol alındığında bile alkol içmeyenlere göre döllenme şansının azaldığı bildirilmiştir. Yumurtalık fonksiyonunun olumsuz etkilendiği ve bebekte kromozom anomali riskini yükselttiği belirtilmektedir. Yapılan bir araştırmada haftada 1-5 bardak alkolün doğurganlığı yüzde 100’den yüzde 61’e, haftada 10 bardak ve üzerinin doğurganlığı yüzde 34’e düşürdüğü bulunmuştur.

Çevresel Zararlı Maddeler

Çevremizde sıklıkla bulunan birçok kimyasal maddenin doğurganlık, gebelik kayıpları ve kusurlu bebek doğurma ile ilişkili olduğu gösterilmiştir. Pestisit (tarım zehiri) ve solventlere (temizlik ve yağ çözücü maddeler, boya ve boya çıkarıcılar, yapıştırıcılar ve kozmetikler gibi maddelerde bulunur) maruz kalmanın, sperm sayısını yüzde 40 azalttığı belirtilmektedir. Yüksek ısı maruziyeti nedeniyle kaynakçılık, sperm sayısında azalma için risk oluşturmaktadır.

Stres 

Stres, hormonlar ile sinir sistemi ve bağışıklık sistemine etki ederek doğurganlığı etkileyebilmektedir. Stresin yardımlı üreme teknikleri üzerindeki etkileri oldukça fazla araştırılan konulardan biridir. Ancak stres nedenini ve düzeyini tanımlamak ve ölçmek zordur. Stresin toplanan yumurta sayısını ve gebelik oranını azalttığı gösterilmiştir. Yumurta toplama ve embriyo transferi gibi stresli anlarda, adrenalin düzeyi fazla olan kişilerde gebelik oranının azaldığı ve stresle başetme programlarının gebelik oranlarını yükselttiği şeklinde araştırma sonuçları mevcuttur.

İleri Yaş

Eğitim, kariyer, ekonomik nedenler ve evlilik anlayışındaki değişiklikler gibi faktörlerle, son 30 yılda, kadınlarda ilk doğum yaşı giderek artış göstermiştir. İleri yaş kısırlık için önemli bir risk faktörüdür. Doğurganlık 35 yaşa kadar yavaş bir azalma gösterirken, bu yaştan sonra hızlı bir düşüş göstermektedir. Benzer şekilde yardımla üreme tedavisinde de, klinik gebelik oranı ve transfer edilen embriyo başına canlı doğum oranı anlamlı şekilde azalmaktadır.

Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlar

Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar, tüplerde yapışıklıklara neden olarak kısırlığa yol açabilir. Hazneyi yıkama (vaginal duş) alışkanlığının da enfeksiyon, dış gebelik ve kısırlığa neden olabildiği gösterilmiştir. Yukarıda sıralandığı gibi doğurgan çağdaki kadın ve erkeklerde doğurganlığı olumsuz etkileyen birçok değiştirilebilir davranışsal risk faktörleri bulunmaktadır. Bireyler doğurganlıkla ilgili bu risk faktörlerinin, özellikle de yaşam biçimlerine bağlı olan ve değişime uygun olan bu faktörlerin farkında olmalıdır.

 

 

Share.

About Author

Leave A Reply