Yeni yılda…

0

screen-shot-2016-12-26-at-8-57-39-am

Yeni bir yıla giriyoruz. Yeni yıla girilirken hep bir hesaplaşma yapılır ve yeni yılda nelerin yapılacağı, hayatımızda nelere daha çok yer vereceğimiz gözden geçirilerek, kararlar alınır. Belki yeni yılın ilk günlerinde yapılan bu programa uyulur ama sonraki günlerde, yine bir boş vermişlik duygusu kaplar içimizi ve kendimizi kaptırıp gideriz; taaa ki, yeni yıl eskiyene kadar.

Yeni yılda bir yaş daha yaşlandığımızı düşünürüz ki, doğrudur. Sadece yeni yılda mı bir yaş alırız? Aldığımız yaş takvim yaşıdır. Eğer hala aynı yanlışları sürdürüyorsak, hala farkında değilsek kendimizin ve hala kırıyorsak kalpleri, üzerimizden binlerce yeni yıl da geçse, ne fark eder? Kafa kağıdımızı eskitmekten başka bir işe yaramaz akıp geçen zaman.

Bir arkadaşımın annesi “hayat bir tünel, bir ucundan girdim diğer ucundan çıktım; hiçbir şey anlamadım” demişti. Ben tünellerden çok korkarım. Ben hiç tünel diye bakmadım hayatıma. Tünelden korktuğum için mi acaba? Tren tünellere girmeden gitmez ki. Her trenin mutlaka geçeceği bir tünel vardır. Peki ya ben? Benim tünellerim olmadı mı? Olmaz mı. Ben tünele girince gözlerimi sıkı sıkı kapadım, kendimi kocaman bir çayırda ve etrafımda çit çevrili olarak hayal ettim. Çitlerin dışı ve oradaki hayat, bana tutunmam için ışık oldu.

Peki hayat ne o zaman? Eski evlerin kapı girişi mi? Ahir zaman mı? Su markası mı? Yoksa yaşamla ölüm arasındaki süreç mi?
Yaşamla ölüm arasındaki süreç, yani hayat nasıl olursa mutlu oluruz? Üstelik de yeni bir yıla giriyoruz. Çok para sahibi olmak yeterli mi? Yoksa paraya boş verip, sağlığın mı peşinden koşmalıyız? Paranın peşinden koşarken sağlığı da ıskalıyor muyuz acaba? Koşmalı mıyız, yoksa hayatımızı biraz daha sakinleştirecek yöntemleri mi bulmalıyız? Koşarken manzarayı da kaçırmıyor muyuz? Koşarken nefes nefese kalıp, bakamıyoruz sağımıza solumuza. Sahi sağda solda kim vardı? Sevdiklerimiz.
Peki ya çocuklar? Çocuklarımız ne olacak? Onlar hayattan nasıl tat alacaklar? Nasıl yapmalıyız? Ne yapmalıyız da her gün, yeni bir yıl olsun çocuklarımız için? İşe kendimizden başlamalıyız bence. Bizim için her gün, yeni bir yıl gibi başlangıç ise ve biz hayatı sevgi ve hoşgörü ile kucaklıyorsak, çocuklarımız da bizden ne gördülerse aynısını yapacaklar. Bizde yoksa at gözlükleri, onlar da takmayacaklar. Şansa inanmayarak işe başlayabiliriz. “Ne kadar şanslı insan” yok. Tüm duyguları ve bilinci açık olan insan var. Şans, eğer bir işi çok istiyorsak ve o konuda mücadele etmişsek hemen geliverir. Oturalım ve bekleyelim, bakalım hiç şans var mı ortalıkta? Çocuklarımıza yeni yılda şans değil, sağlık isteyelim. Eğer vücut ve akıl sağlıkları yerindeyse, zaten hem onlar hem de bizler yeterince şanslıyız demektir.

O zaman şansımızı değerlendirirken, aşağıda sıralamaya çalıştığım davranışları yapmaya çalışalım yeni yılda.
Yeni yılda, daha çok hata yapmaya bakalım. Mükemmelliyetçi olmak bizi yorar.
Yeni yılda, her fırsatı değerlendirerek tutalım sevdiklerimizin elinden ve gezip tozalım.
Yeni yılda, gitmediğimiz yerlere ve özellikle köylere gidelim.
Yeni yılda,çocuğumuza daha az karışalım. Birey olmasına engel olmayalım.
Yeni yılda, çocuklarımızla konuşurken hiç ama hiç emir cümlesi kurmayalım.
Yeni yılda, sağlıklı bir çocuk istiyorsak çocuklarımızı az giydirelim.
Yeni yılda, çocuklarımızın karaciğerini ilaçla doldurmayalım.
Yeni yılda, arkadaşlarımızla daha çok birlikte olmak için fırsatlar yaratalım.
Yeni yılda, her gün en az bir kere, birine onu sevdiğimizi söyleyelim.
Yeni yılda, daha çok yürüyelim.
Yeni yılda, beslenmemize dikkat edelim.
Yeni yılda, elimizde tabak çocuklarımızın peşinden “yesene çocuğum” diye koşmayalım.
Yeni yılda hayatın “an”lar değil, anların hayatımız olduğunu hep hatırlayalım.
Yeni yılda, verdiğimiz kararlardan dönmeyelim.
Yeni yılda, her sabah ama her sabah aynaya bakalım ve kendimize gülelim.
Yeni yılınız gülücüklü olsun.

Share.

About Author

Leave A Reply